Dünümüz, Bugünümüz, Yarınımız: Özerk-Demokratik Üniversite Mücadelesi – Sinan Aydın

0
97
ODTÜ, 1969

Devrimci gençlik hareketinin üniversitelerde yürüttüğü mücadele en yalın tanımlamayla “özerk-demokratik üniversite” mücadelesi olarak ifade edilir. Programatik bir talebin ifadesi olarak özerk-demokratik üniversite her dönem mücadelenin temel sloganlarından biri olarak öne çıkmıştır. Özerk-demokratik üniversite talebi, devrimci gençliğin değişim programının adıdır.

Bu yüzdendir ki devrimci gençlik hareketinin üniversite mücadelesi aynı zamanda özerk-demokratik üniversite mücadelesi demektir. Özerk-demokratik üniversite mücadelesinin tarihsel gelişim seyrini, siyasi ayrım noktalarına ve temel gelişim özelliklerine bakarak farklı başlıklarda izlemek mümkündür.

1) Gençliğin Anti Emperyalist Eyleminden Kopmaz Bir Parça: Özerk-Demokratik Üniversitenin Savunulması (1965-1971)

Devrimci gençlik hareketi 1960’lı yılların başından itibaren ivme kazanarak kitleselleşmeye başlar. Üniversitelere nispi bir özerk-demokratik karakter kazandıran yasal kazanımların korunması ve fiili olarak uygulanması talebiyle ilk eylemler gerçekleşir. İlerici-devrimci akademisyenlerin mesleğe geri dönmemek üzere ihraç edilmesine karşı verilen ve siyasal tarihe “147’ler Olayı” ismiyle geçen mücadele süreci bir başlangıç noktası olarak kaydedilmelidir.

İlerleyen yıllarda “özerk-demokratik üniversite” talebiyle önemli mücadele deneyimleri açığa çıkar. Bu kapsamda, üniversite-yurt işgalleri, rektör protestoları, eğitim müfredatına karşı yürüyüşler ve boykot eylemleri gerçekleşir. 1968, demokratik özerk üniversite eylemlerinin militanlaştığı ve kitleselleştiği yıl olur. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde öğrenciler üniversite reformu ve demokratik üniversite talebiyle boykota giderler. Başta İstanbul Üniversitesi ve İTÜ olmak üzere çeşitli okullarda işgaller gerçekleşir. Bu işgaller, üniversite gençliğinin o zamana kadar düzenlediği en büyük boykot eylemleridir. Yine boykot eylemleri sırasında belki de en önemli gelişme öğrenci hareketinin örgütlenme tarzında görülür. Demokratik üniversitenin temel söz-yetki-karar organı olarak “forum”lar gençlik hareketinin gündemine girer. Çeşitli “boykot ve işgal komiteleri-konseyleri” de özerk-demokratik üniversitenin kurucu yapıları olarak açığa çıkar.

Bu dönem boyunca anti emperyalist eylemleri öne çıkan gençlik hareketi, özerk-demokratik üniversitenin karşısında duran en temel barikatın ABD emperyalizmi ve onun eğitim sistemi olduğunu her eyleminde vurgulamış, demokratik üniversite mücadelesi ile emperyalizme karşı mücadeleyi hiçbir zaman birbirinden ayırmamıştır.

2) 12 Mart Sonrası Demokratik-Özerk Üniversite Mücadelesinin Kurucu Halkası: Anti Faşist Mücadele

71 devrimci atılımının yaratmış olduğu kopuş ve açığa çıkartmış olduğu devrimci potansiyel, toplumsal ve siyasal çelişkilerin varlığı ile birleşerek, çok hızlı biçimde politik kuvvete dönüşür. Devrimci gençliğin 1974’te İYÖKD öncülüğünde gerçekleştirdiği özerk-demokratik üniversite kampanyası, kitle depolitizasyonunun kırılmasında ve geniş kitlelerin aktifleşmesinde önemli bir adımdır. Devrimci gençlik hareketinin temel mücadele dinamiği ise üniversitelerin faşistleştirilmesine karşı direniştir. Bu direniş iki eksenlidir. Birinci ekseni yukarıdan aşağıya örgütlenen ve bütün bir akademik yapıyı hedefleyen faşistleştirme saldırısını engellemek oluştururken, ikinci olarak ise sivil faşistlerin üniversiteleri işgal saldırılarını püskürtmek vardır.

Devrimci gençlik hareketi politik hareket tarzı ve mücadelesiyle anti faşist direnişin öncüsü olur. Üniversitelerde silahlı nöbetler, faşist işgalleri kırmak için gerçekleştirilen silahlı baskınlar ve devrimci kitle mücadelesinin bütün enstrümanları kullanılarak faşizme karşı mevziler kazanılır. Faşist işgalin kırıldığı her yer devrimci otoritenin inşa edildiği alanlar olarak açığa çıkar. ODTÜ-ÖTK’nın devrimci deneyimi, faşizme karşı mücadele ile demokratik özerk üniversite talebinin iç içe geçtiği en ileri örnektir. Devrimci otoritenin kurulabildiği bütün diğer üniversitelerde ise, üniversitenin sınırlı demokratik karakteri korunmuş, akademik hak ve özgürlükler kullanılabilmiş ve en önemlisi öğrencilerin eğitim hakkı ve can güvenliği devrimci gençlik hareketi tarafından sağlanmıştır. Devrimci gençlik, demokratik-özerk üniversite talebini kendi devrimci otorite alanlarında fiili tarzda hayata geçirmiş ve söz-yetki-karar hakkını direniş yoluyla kendi eline almıştır.

3) Demokratik-Özerk Üniversite Talebi Bayraklaşıyor (1980-1994)

12 Eylül 1980 faşist darbesinin ardından tam teşekküllü kışla nizamiyesinin üniversitelerdeki uygulayıcısı olarak YÖK’ün kuruluşu, akademi ve üniversiteliler için temel dönüm noktasıdır. Devrimci hareketin en temel dinamiği olan ve devrimci gençlik hareketinin özverili mücadelesiyle nispi demokratik karakterini korumayı başaran üniversiteler, YÖK aracılığıyla teslim alınmak istenir. Bu süreç, üniversiteyi zapturapt altına sokmayı amaçlarken onun sınırlı özerk yapısını sonlandırmayı, demokratik kazanımları tasfiye etmeyi ve üniversitenin neoliberal dönüşümünü hedeflemiştir.

Özerk-demokratik üniversite talebi 12 Eylül askeri faşist darbesinin ürünü YÖK’ün kuruluşu ile birlikte programatik ya da dönemsel bir talep olmaktan çıkarak devrimci gençlik hareketinin temel rotasını tayin edici bir nitelik kazanır. İlk eylemlilikler de öğrenci dernekleri adı altında, öğrencilerin idari gerekçelerle okuldan atılmalarına karşı gerçekleşir. “Atılmalara Son”, “44. Maddeye Hayır Kampanyaları” çerçevesinde gerçekleştirilen imza toplama, telgraf çekme, açlık grevleri ve yemek boykotları üniversitenin de mücadelenin de ilk kıpırdanışlarıdır.

Faşist diktatörlük ise, öğrenci gençliğin söz, eylem ve örgütlenme hakkını gasp etmek ve gençlik hareketinin mücadele mevzisine dönüşen öğrenci derneklerini kapatmak için , “Tek Tip Öğrenci Derneği Yasası” ile gasp etme saldırısına girişir. Ancak devrimci gençliğin bu kapsamdaki mücadelesi, faşist askeri darbe koşullarının da parçalanmaya başlandığı yeni bir dönemecin ilanı olur.

Polisin üniversitedeki varlığına karşı mücadele de, özerk-demokratik üniversite talebinin bir diğer önemli başlığıdır. 1989’da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik silahlı polis saldırısının ardından gerçekleşen yürüyüşler, özerk-demokratik üniversite talebinin kitleselleştiği bir dönemeçtir. Bu eylemi İstanbul Üniversitesi’nin kazanımla sonuçlanan polis dışarı kampanyası takip eder. Vurgulanmalıdır ki üniversitede polise karşı mücadele etmek, siyasi iktidarın 12 Eylül ile birlikte üniversitelerin tüm gözeneklerinde kurumlaştırmaya çalıştığı anti-demokratik ve baskıcı politikalarına karşı mücadele etmek anlamına geliyordu ve politik özgürlükler mücadelesinin üzerinden atlanamaz taleplerinden bir tanesini oluşturuyordu.

Bu süreç öğrenci derneklerinin fiili olarak dağıldığı ve birleşik karakterini kaybettiği 1994 yılına kadar devam etmiştir.

4) Faşist Eğitim Zinciri Paralı Eğitim Halkasından Kırılacaktır (1994-2013)

Özerk-demokratik üniversite mücadelesinin bu tarihler arasındaki temel mücadele başlığı eğitimin neoliberal dönüşümüne karşı mücadeledir. Bilginin metalaşması, eğitimin piyasalaşması ve üniversitelerin ticarethaneye dönüştürülmesi bu sürecin temel sacayaklarıdır. Neo-liberal dönüşüm, üniversitenin özerk yapısının sermaye lehine bozulması ve yine sermayeye yönelik bağımlılık ilişkilerinin derinleşmesi demektir.

Üniversitenin böylesi bir kuşatma altına alındığı dönemeçte, gençlik hareketi de paralı eğitime karşı mücadeleyi politik hareketinin önüne koymuş, çok kısa süre içerisinde kitleselleşmeyi başararak gençlik hareketinin tarihine büyük zaferler kazandırmıştır. Komünist gençliğin “Faşist Eğitim Zinciri Paralı Eğitim Halkasından Kopacaktır” belirlemesi, dönemin politik hareketini anlatan paroladır. Bu parolanın izinden yürüyen gençlik hareketi, komünist gençliğin öncülüğünde fiili-meşru eylemin çıtasını yükseltmiş, yasaklı meydanları kazanmış, neoliberal dönüşümün ilk saldırı dalgası olan harç zamları saldırısının püskürtülmesinde öncü olmuştur.

Üniversitenin neoliberal dönüşümüne karşı mücadele, AKP’nin iktidarı ile birlikte ivmesini arttırarak sürdürmüştür. Gezi Ayaklanması’na kadar olan süreç, irili ufaklı bir dizi mücadele sürecine sahne olmuş ve bu direnişler sayesinde AKP’nin sermaye lehine kapsamlı dönüşüm programı yavaşlatılmış, üniversiteler üzerinde tam bir siyasal egemenlik kurması bir ölçüde engellenmiştir. AKP’nin kurucu faşist şefi ve başta gelen tüm kurmay kadrosunun, üniversitelerde karşılaştıkları direnişler sonucunda üniversitelere gitmekten vazgeçtikleri unutulmamalıdır. 2011 Yeni YÖK Tasarısına Karşı Mücadele ve 2012 ODTÜ direnişi ise, demokratik-özerk üniversite talebinin yükseldiği diğer mücadele süreçleridir.

5) Üniversiteler AKP Teşkilatı Değildir

Gezi Ayaklanması’ndan günümüze uzanan tarihsel aralıkta, özerk-demokratik üniversite mücadelesinin en temel gündemi üniversitelerin AKP teşkilatına dönüştürülmesine karşı mücadeledir. Akademinin tasfiyesine ve üniversitelerin AKP’lileştirilmesine karşı olan direniş aynı zamanda faşist saray rejimine karşı mücadele anlamı da taşıyor.

Faşist saray rejiminin üniversiteler üzerindeki hegemonyasını derinleştirme çabalarının karşısında üniversiteliler kitlesel ve eylemli bir itiraz durumundadır. Bu itirazlar, şimdilik eylem halindeki binlerle ifade ediliyor olsa da, kayyum karşıtı direniş, faşist saray rejimine karşı olan tüm üniversitelilerin politik öfkesiyle bütünleşme olanağını içerisinde taşıyor. En geniş üniversiteli kitle içerisinde özerk-demokratik üniversite talebi derinleşiyor. Söylenebilir ki faşist saray rejimine yönelik itirazlar, özerk-demokratik üniversitenin kurucu öfkesi olmaya adaydır.

Ayrıca görmek gerekir ki, faşist saray rejimi bugün çok daha kapsamlı bir kuşatma altındadır. Özerk-demokratik üniversite talebi bu kuşatmayı derinleştirecek ve üniversitenin faşist saray rejimi karşısında saflaştıracak temel bir ayraçtır. Üniversitelilerin direnişi bu çarpışmayı kazanabilecek hareket kapasitesine sahiptir. Kayyumların geri gönderilmesi yalnızca özerk-demokratik üniversitenin değil devrimci-demokratik mücadelenin de kazanımı olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, üniversitelerin AKP teşkilatına dönüştürülmesine karşı mücadele , özerk-demokratik üniversitenin kazanılmasıyla sonuçlanabilecek bir mücadele sürecidir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here