Deri değiştirerek iktidara yürümek

0
511

Yaşadığımız coğrafyada islami hareketler siyasal alanın içerisinde o veya bu düzeyde her zaman içinde yer almıştır. “Muhasır medeniyetler seviyesine” erişme amacı taşıyan Türkiye Cumhuriyeti’nde ise politik islam, laiklik ve uygulamaları ile varoluşsal sorunlar yaşadıysa da, Osmanlı’dan almış olduğu geleneğinin de etkisiyle devletin himayesi altında varlığını sürdürebilmeyi başarmıştır.

AKP de, mevcut politik islami hareketlerin yaratmış olduğu gelenek üzerinden yükselen ve siyaset sahnesi-
ne atılan Milli Görüş geleneği içerisinden doğmuştur. Necmettin Erbakan’ın önderliği ile siyaset sahnesine çıkmış olan Milli Nizam Partisi, Türkiye’de ki politik islamcı örgütlerin kendilerini parlementer alanda örgütledikleri ilk siyasal parti ve deneyimdir. 12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesinde politik anlamda belirgin bir alan kaplamayan, sınırlı bir toplumsal tabana seslenen bu gelenek, bahsi geçen yıllarda kendisini Milli Selamet Partisi olarak örgütlemiş ve parlementoda temsiliyetini sağlayabilecek bir sayı yakalamayı başarabilmiştir.

Milli Görüş geleneğinin yükselişe geçtiği yıllar ise 1990’lı yılların başına denk gelmektedir. Özellikle 12 Eylül askeri darbesi sonrası politik islamcı örgütlere açılan imkan ve olanaklar ile toplumun Türkçü-İslamcı karakterdeki ideolojik yeniden inşası, Milli Görüşçülerin üzerinde serpilip geliştikleri zemin olmuştur. 12 Eylül ile birlikte bütün siyasal partilerin yasaklanmasının bir sonucu olarak, Milli Görüşçüler yeni bir siyasal parti kurmak ihtiyacını hissetmişlerdir. 1983 yılında bu adres Refah Partisi olmuştur. 1987 yılında ise genel başkanlığına Necmettin Erbakan gelmiş ve ardından gelen yıllarda yükseliş dönemi başlamıştır. 1994 yılında gerçekleşen yerel seçimler Refah Parti’sinin sıçrama tahtası olmuştur. Oyların %20’sini alan Milli Görüşçüler, başta İstanbul olmak üzere bir çok belediyede yönetimi ele geçirmiştir. Bu başarı Milli Görüşçülerin imkan ve olanaklarını arttırmıştır. İlk defa kendilerine ait sermaye ve rant alanı kurmayı başaran politik islamcılar, 1995 genel seçimlerin den birinci parti olarak çıkar.

Bu yıllarda “Anadolu Kaplanları” adı verilen İslamcı sermaye ile belirli bir mali güce ulaşan Milli Görüşçüler, “Adil Düzen” adını verdikleri ekonomik yaklaşımları, NATO, IMF gibi kuruluşların yanı- sıra İslam Devletleri ile yapılan görüşmeler ve kurulması plananlan ortak paktlar ile yeni bir politika belirler. Bu durum uluslararası sermaye ile ters düşmesine yol açar. Yürüttüğü politikanın, cumhuriyetin neoliberal politikalarıyla çelişmesi, liberal eko nomiyi kısmen de olsa reddetmesi, politik islamcıları güçten düşürmek isteyen kemalist-laik orduyu harekete geçirir. 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıkmış REFAHYOL Hükümeti’ne, 1997 yılında gerçekleşen 28 Şubat “Post modern darbe”si sonucunda iktirdan el çektirilir. Bir sene içerisinde de Refah Partisi kapatılır. 28 Şubat süreci ve RP’nin kapatılmasının nedenleri devletin “irtica” hassasiyetinin yanında, Milli Görüş hareketinin neolibe-
ral politikalarla uyum sağlamaması olmuş, bu da RP içinde toplumsal-ekonomik ilkelerini liberal çizgide değiştirme ihtiyacı duyan bir kesimi ortaya çıkarmıştır. Erbakan’ın öğrencileri olan Abdullah Gül veTayyip Erdoğan öncülüğündeki yenilikçilerin, gelenekçilerle ayrışması buradan doğmuştur.

AKP KURULUYOR

28 Şubat Süreci RP’nin devamcısı olan Fazilet Partisi içerisinde gelenekçi ve yenilikçi tartışmaları ortaya çıkarmıştı. Yenilikçi Erbakan’ın öğrencileri Milli Görüş’ü referans alan, bu sayede RP’nin tabanına hitap eden fakat 28 Şubat’ın balans ayarıyla ekonomik ve toplumsal alanda liberal politikaları esas alan bir tartışma yarat-
mış ve yeni bir parti kurmuşlardır. Milli Türk Talebe Birliği’yle siyasete atılan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç’ın öncülük ettiği AKP, Refah Partisi döneminde öne çıkan R.Tayyip Erdoğan ile özdeşleşmiştir. Erdoğan, bugün İBDA-C ve benzeri çetevari islamcı örgütlerin öncelleri olan, Milli Türk Talebeler Birliği ile siyase-
te başlamış, MSP’nin Beyoğlu, daha sonra İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı’nı yapmıştır. Daha sonra Parti MKYK’sına girerek milletvekili seçilen Erdoğan, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanlığı görevi sırasında okuğu bir şiirden dolayı tutuklanmış ve bu durum Erdoğan’ı iyice göz önüne çıkarmıştır.

28 Şubat’tan sonra Fazilet Partisi

içindeki yarışı kaybeden “Yenilikçiler”in lideri Erdoğan 2002’te Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını açıklarken aslında, özelleştirmeyi ve serbest-rekabetçi piyasa ekonomisini esas alan, Ilımlı İslam diyerek batıya da göz kırpan bir çizgide olduklarını söylüyordu. AKP bu eksen değişikliğiyle Türkiye’de iktidarın ve neoliberal akımın ismi haline geldi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here