Tarih Bilinci – Aydın Akyüz

0
815

Nice zaferlerden, nice yenilgilerden 100 yıl sonra yerkürenin üzerinde devrimin hayaleti yeniden dolaşıyor. Ekim’in çağrısıdır bu, 1917 Ekim sosyalist devrimi bir meşale gibi yanmaya, sınıfsız ve sömürüsüz bir gelecek isteyen tüm işçi sınıfı ve ezilenlerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor.

LeninBu yıl, Ekim Devrimi’nin 100. yıl dönümünü kutluyoruz. Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya özlemiyle mücadele eden Rusya işçi ve köylüleri, Ekim 1917’de gösterdikleri inisiyatifle yeni bir çağı başlattı: Emperyalizm ve proleter devrimler çağını. O günden bugüne Ekim Devrimi, burjuvazinin kabusu, işçi emekçilerin gelecek özlemi oldu. Dünyanın dört bir yanında işçiler ve ezilenler yeni devrimler, yeni Ekimler yaratmak için mücadele ateşini harlıyorlar. Bugün, Ekim Devrimi’nin aydınlatıcı ışığına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Ekime giden yol Şubat devrimiyle açıldı. Rusya’da, 1917 Şubat Devrimi patlak verip Çarlık devrildikten sonra iki iktidar organı ortaya çıktı. Biri Sosyalist Devrimci Parti ve Menşevik Parti’nin burjuvaziyle birlikte kurduğu geçici hükümet, diğeri ise Şubat Devrimi’nin ilk günlerinde oluşmaya başlayan işçi, köylü ve askerlerin doğrudan inisiyatifine dayanan Sovyetlerdi.

Geçici Hükümet, halkın özgürlük, barış, açlığın ve sefaletin bitirilmesi ve yoksul köylülerin toprak talebi gibi can alıcı sorunlarına sırtını dönen burjuva bir hükümetti. Sovyetler ise bilinç ve örgütlülük eksikliğinin bir sonucu olarak küçük burjuva partilerin politik etkisinden kurtulamamış işçi ve köylülerin embriyon halindeki yeni tipte bir iktidar organıdır. Sosyalist Devrimci ve Menşeviklerin burjuvazinin kuyruğuna takıldığının bilincine varmayan, Sovyetlerde örgütlü işçi, köylü ve askerler gönüllü olarak iktidarlarını burjuva hükümete teslim etmişlerdi.
İşçi ve köylüler, Geçici Hükümet’in burjuva karakterini anlayabilmeleri için, Bolşeviklerin politik aydınlatma faaliyetinin ışığı altında yeni devrimci krizlerin deneyimlerini yaşamaları gerekiyordu.

Şubat Devrimi’nden hemen sonra Lenin, İsviçre’den Rusya’daki Bolşevik önderlere Mart ayı boyunca gönderdiği mektuplarında, ikili iktidar olgusunu analiz ederek, burjuvazinin ve Geçici Hükümet’in, halka ne barış, ne ekmek, ne de özgürlük veremeyeceğini, işçi sınıfı müttefikleri olan yoksul köylüler ve bütün dünya işçilerine dayanarak sosyalizme yürüyebileceğini yazıyordu.

Lenin, Nisan başında İsviçre sürgününden Rusya’ya döner dönmez “Nisan Tezleri” olarak bilinen belgeyi açıkladı.
Lenin bu tezlerinde; savaşa son verilmesini, iktidarın işçi ve yoksul köylülerin diktatörlüğü anlamına gelen Sovyetlere devrini, geçici hükümetin desteklenmesine son verilmesini, tüm burjuva devlet organlarının dağıtılmasını, tüm çiftliklere el konulmasını, toprakların millileştirilmesini, tüm bankaların tek bir ulusal bankada birleştirilmesini, bütün bunların kaçınılmaz bir sonucu olarak da derhal sosyalist devrime yönelmek, parti kongresini toplayarak programda devlet ve asgari program bölümlerini değiştirmek ve yeni bir enternasyonal toplamak önerilerinde bulundu.

Lenin’in tespit ettiği gibi Geçici Hükümet; emekçi yığınların taleplerini karşılayamayacağı, zamanla daha geniş kesimler tarafından anlaşılmaya başlanacaktı. İşçiler, daha devrim coşkusunu bile tam yaşamamışken, derinleşen ekonomik bunalım ve işsizlikle boğuşur buldular kendilerini. Petersburg’da daha Nisan ayında 35 bin işçi, ekonomik durumlarının iyileştirilmesi için greve gitti. Mayıs’ta ise işçiler, köylüler ve emekçi kadınların kitlesel protesto gösterileri başladı. Haziran’da Petersburg’da grevci işçi sayısı 175 bine ulaştı. Bolşevikler ve sınıf bilinçli işçilerin öne çıkardıkları “Bütün iktidar Sovyetlere” sloganı, her geçen gün daha geniş kitleler tarafından benimseniyordu. Buna paralel olarak Bolşeviklerin, Sovyetlerdeki etkisi de artıyordu. Geçici Hükümet ise bu gelişmeleri dikkate almayarak 1. Dünya Savaşı’nı sürdürüyordu. Hükümet Haziran başında bütün cephelerde taarruz emri verince, bu karara tepkiler de gecikmedi. Bolşevikler 10 Haziran’da tüm işçileri, köylüleri ve askerleri Geçici Hükümeti protestoya çağırdılar. Çoğunluğu hükümet yanlısı olan Petersburg Sovyeti Yürütmesi, 10 Haziran gösterisine katılmama çağrısı yaptı. Geçici Hükümet, Sovyetlerin bu kararından cesaret alarak politik eylemi yasaklayınca, Bolşevik Parti MK’sı olası bir provokasyona yol açmamak için politik gösteriyi iptal etti.

Bu kez, Menşevik ve Sosyalist Devrimcilerin çabalarıyla Petersburg Sovyeti Yürütmesi, 18 Haziran’da savaş yanlısı miting yapma kararı aldı. Bolşevikler bu mitinge etkili bir hazırlık yaptılar. 400 bin emekçinin katıldığı mitingde, Menşevik ve Sosyalist Devrimcilerin planı tutmadı, politik gösteriye Bolşeviklerin savaş karşıtı şiarları hakim oldu.

Devrimin coşkusuna kapılan Petersburg’un işçileri ve askerleri, henüz devrimin koşulları olgunlaşmamışken Geçici Hükümet’i devirmek istiyorlardı. Oysa Rusya’nın diğer büyük kentlerinde ayaklanmanın koşulları ve Sovyetlerde devrim yanlısı bir çoğunluk oluşmadan Petersburg işçi ve askerlerinin tek başlarına hükümeti devirme girişimleri yenilgiyle sonuçlanacağı kesin gibiydi.

Petersburg’un devrimci kitlelerini frenlemek zordu. Temmuz’un ilk günlerinde 1. Makineli Tüfek Alayı askerleri, “Alman proleterlerine karşı cepheye gitmek yerine, kendi kapitalist bakanlarının üzerine gitme” kararı aldı. Bolşevik Askeri Örgütü de bu kararı destekleyerek derhal harekete geçme çağrısı yaptı. 4 Temmuz’da, 500 bine yakın işçi ve asker, silahları ve “Kahrolsun Geçici Hükümet”, “Bütün iktidar Sovyetlere” pankartlarıyla meydanlara çıktılar. Moskova’da ise yapılan politik gösteriler aynı katılım ve coşkuya ulaşmadığı gibi, Rusya’nın birçok yerinde de halk Bolşevikler’in çağrısına uymamıştı. Bu olgular, devrimci krizin henüz yeterince derinleşmediğini, devrim anının henüz gelmediğini açıkça gösteriyordu.

4 Temmuz politik gösterileri, karşıdevrim için de uyarıcı oldu. Bolşevik Parti’ye ve devrime saldırılar başlatıldı.
Geçici Hükümet, devrimci yükselişi durdurmak için savaş cephesinden, karşıdevrimci bir askeri birliği Petersburg’a sevk etti. Bolşevik gazetelerin büroları ve matbaaları basıldı, gazeteler kapatıldı; Bolşevik Parti’nin önderlerinden Lenin, Zinovyev, Kamenev, Kollantai, Troçki ve Lunaçarski için tutuklama kararları çıkarıldı, yüzlerce Bolşevik görüldükleri yerde tutuklandı.
Yeniden yeraltına inen Parti, Lenin’i koruyabilmek için Finlandiya’ya göndermek zorunda kaldı.

Finlandiya’da Temmuz günlerini değerlendiren Lenin, artık barışçıl yollarla devrim yapmanın olanağının kalmadığını, Geçici Hükümet’i devirmenin bundan böyle tek yolunun silahlı ayaklanmadan geçtiğini belirtiyordu. Birçok yerde karşıdevrimci saldırılar devam ederken, cephelerde Rusya ağır bir yenilgi aldı. Askerler cephelerden dönünce geniş halk kitleleri de bozgunun düzeyini öğrenmiş oldu. Bu bozgun, iktidar için ağır bir darbe oldu. Geçici Hükümet, aldığı darbenin politik etkisini sınırlandırmak amacıyla bütün siyasal güçlerin davet edildiği konferans örgütleme hazırlıklarına başladı. Konferansı boykot kararı alan Bolşevik Parti, genel grev çağrısında bulundu. Genel grev, Petersburg, Moskova ve Kiev gibi büyük şehirlerde tam bir başarı sağladı.

Devrimci kriz derinleşirken, karşıdevrim daha kapsamlı saldırılara hazırlanıyordu. Karşıdevrimci General Kornilov, çevresinde topladığı Kazak ordusuyla Petersburg’u işgal etmek ve Geçici Hükümeti devirmek için Ağustos’un son günlerinde harekete geçti. Bolşevik Parti, General Kornilov’un asıl amacının devrimi ezmek olduğunu biliyordu. Kornilov’a karşı Petersburg Sovyeti aracılığıyla işçileri ve askerleri seferber etti. Bu seferberlik sayesinde Kornilov’un darbe girişimi durduruldu.
Temmuz olayları Bolşeviklerin kitleler içindeki siyasi etkisini azaltsa da bir kaç hafta içinde durumu tersine çevirmeyi bildiler. Kornilov darbesinin engellenmesinden sonra ise Bolşeviklerin siyasi etkisi hızla büyüdü. 1917 yazında Petersburg, Moskova, Ural ve Bonekbeken’deki fabrika komitelerinin çoğunluğu Bolşeviklerin politik ve örgütsel etkisi altındaydı.

Bolşeviklerin ısrarıyla Genel Rusya Sovyetleri Yürütme Komitesi, 25 Ekim’de 2. Tüm Rusya Sovyet Kongresi yapma kararı aldı. Bolşevik Parti, Sovyetlerde hegemonya kurmak üzereydi. Bu durum devrim anının yaklaşmakta olduğunun habercisiydi.

Lenin, Eylül ortalarından itibaren Finlandiya’dan Bolşevik Parti MK’sına Moskova ve Petersburg Parti komitelerine mektuplar yollayarak, ayaklanma anının yaklaşmakta olduğunu ve hemen hazırlık yapmaya başlanması gerektiğini belirtmişti. Önceleri parti MK’sı ayaklanma hazırlığı için erken olduğunu düşünse de 10 Ekim MK toplantısında, çoğunluk Lenin’in silahlı ayaklanmaya hazırlanma önerisini kabul etti. 24 Ekim’de (yeni takvime göre 6 Kasım’da) art arda Petersburg’daki askeri birlikler Bolşeviklerin kontrolüne geçti. Aynı gece, Geçici Hükümetin Merkezi Kışlık
Sarayı kuşatıldı. Gece yarısı, 25 Ekim’in ilk saatlerinde Tüm Rusya İşçi ve Askeri Sovyetleri’nin 2. Kongresi başladığı sırada, bütün kentlerde Petersburg Sovyetleri kontrolü ele geçirmişti. 26 Ekim’de Sovyetler Kongresi iktidarı ele aldığını açıkladı. Devrimin inşası için anın görevlerini kararlaştırdı.

Şimdi, Finlandiya’dan Okyanus’a kadar geniş bir coğrafyada işçiler ve köylüler, sınıfsız ve sömürüsüz bir düzen inşa etmek için kolları sıvadılar. İnsanlığa yeni bir umut armağan ettiler. Sömürülen, baskı altında tutulan tüm ezilenler için sosyalizm “ulaşılamayacak” kadar uzak bir hedef değil artık, yanıbaşlarında somut bir gerçekti. Nice zaferlerden, nice yenilgilerden 100 yıl sonra yer kürenin üzerinde devrimin hayaleti yeniden dolaşıyor. Ekim’in çağrısıdır bu, 1917 Ekim sosyalist devrimi bir meşale gibi yanmaya, sınıfsız ve sömürüsüz bir gelecek isteyen tüm işçi sınıfı ve ezilenlerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here