Sessiz Kalma, Suça Ortak Olma! – Neslihan Duran

0
920

İlk olarak Ensar Vakfı’nda 45 çocuğun tecavüze uğraması ile gündemleşmeye başlayan çocuğa yönelik cinsel istismar olayları, her geçen gün daha da artarak devam ediyor. Diyanetin son ‘9 yaşındaki kız çocukları evlenebilir.’ açıklaması ile erkek egemen aklın boyutlarını tekrar gösterdi. Çocuk cinsel istismarı; çocuğun bedenine fiziksel temasta bulunma halinde cinsel davranışlar sergilenmesi yani bir çocuğun henüz anlamayacağı, hakkında bir fikir sahibi olmadığı, istemediği bir cinsel eyleme zorlanmasıdır. Son dönemde artan istismar olayları, erkek egemen iktidar tarafından yıllardır korunan bir durum haline geldi..

 

Dört buçuk yaşındaki bir kız çocuğu, babası tarafından bir buçuk yıl boyunca sistematik bir şekilde tecavüze uğraması sonucu yaşamını yitirdi. Aynı şekilde Adana’da bir düğünde üç yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz girişiminde bulunuldu. Medyada birçok kişinin büyük tepki gösterdiği bu olaylara karşı çözüm olarak sadece ‘idam ve hadım etme’ getirildi. Bu tür bir çözüm önerisinin ne tür sonuçlar doğuracağını düşünmeyen insanlar, yaşanan olaylara karşı ne kadar yüzeysel kaldıklarını tekrar göstermiş oldu. Bu yaşananlar sadece bizim gördüklerimiz. Görmediğimiz, görmezden geldiğimiz daha nice çocuğa yönelik cinsel istismar olaylarını her gün yaşıyoruz. Okullarda, toplu taşıma araçlarında yaşadığımız cinsel istismar olayları artık evlerimize kadar sıçramış halde.

 

Son on yılda 300 bini geçen çocuk istismar vakaları bu yıl bine yakın. İstismara uğrayan çocukların %9’u istismarcısıyla aynı evde yaşıyor. %60’dan fazlası akrabası. En yakınımızdaki insanlar küçük çocuklar için tehdit oluşturur hale geldi. Peki bu sayıların artmasındaki sebep nedir? Saray iktidarının çıkarmış olduğu yasalar ve söylevler; istismarcıları, tacizcileri ve tecavüzcüleri korumuyor mu? Sizce bu durum onları daha cüretkar yapmaz mı? Çıkardıkları Müftülük Yasası ile çocuk gelinlerin meşrulaşmasının önünü açan iktidar bu yolla istismarcıyı korumanın yolunu bulmuş oldu. Ensar Vakfı olayında da ‘Bir kereden bir şey olmaz.’ diyerek tecavüzü meşrulaştırmışlardı. Bu da yetmezmiş gibi istismar haberlerine yasak getirerek olayları ört bas etmeye çalışıyorlar. Okullarda küçük çocuklara damatlık ve gelinlik giydirerek ataerkil aile yapısını ilkokullarda empoze etmeyi amaçlıyorlar. Böylelikle bilimden ve araştırmadan uzak bir nesil yetiştirmeyi hedeflemiş durumdalar. Diyanetin açıklamaları ile çocuk bedenleri istismarcıların hedefi haline getirilerek, tacizi ve tecavüzü meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Birçok kadın örgütünün müdahale etmesi durumunda, Diyanet geri adım atmak zorunda kaldı. Son dönemlerde liselerde artan taciz olayları, eğitim ve eğitimcilerin ne noktaya geldiğini gösteriyor. Sakarya’da 17 yaşındaki bir genç kadın staj yaptığı fabrikada 60 yaşındaki bir çalışanın tacizine maruz kaldı. Fabrika yönetim kurulu çalışan hakkında işlem başlatmak yerine emekliliğini verip, onu ödüllendirdi.  

 

Peki ne yapmalı?   

 

Bu düzeyde artan çocuk istismar olaylarında çocuklara kendilerini korumayı ve bedenlerini tanımayı öğretmek şart. Hiç kimsenin bedenlerine onlardan izinsiz dokunamayacağını küçük yaştan itibaren öğrenmeleri önemli. Eğer çocuk istismara uğradıysa ve bunu dile getiriyorsa onu dinlemeliyiz. ‘O senin dayın öyle şeyler yapmaz!’ diyerek, hem çocukta yeni bir travma yaratmış hem istismarcıyı korumuş oluruz. Yaşadığı olayın zorluğunu dile getiremeyen çocuklarda gözle görülür fiziksel tepkiler gelişir. Gece kabus görme, eğer okula gidiyorsa arkadaşlarından uzaklaşma, istismarcıyı gördüğü anda refleksif olarak yaşadığı korku ile çocuk fiziksel ve psikolojik sanrılarını bizlere gösterir. Önemli olan biz bu imdat çığlıklarına cevap verebiliyor muyuz?

 

Sokakta yanımızdan geçen herhangi bir kişi çocuk istismarcısı olabilir. Hatta aynı evde yaşadığımız ailemiz, akrabamız, eşimiz, sevgilimiz dahi bir istismar olayına dahil olmuş olabilir. Peki biz bunların ne kadarını görüyoruz? ‘Benim abim asla öyle bir şey yapmaz!’ diyerek bir tecavüzcüyü korumaya mı devam edeceğiz yoksa onlarla her alanda mücadele mi edeceğiz? Okullarda cinsel istismarın ne olduğunu ve çocukların kendilerini nasıl koruyacaklarını öğrenebilecekleri dersler ya da etütler gerçekleştirilmelidir. Ailelere de aynı şekilde eğitimler verilerek daha bilinçli hale getirile bilir. Kadınların ve çocukların sesi olmak şimdi daha da önemli. Çocukların istismar beyanında bulunması ile onu dinlemeli ve ona yalnız olmadığını hissettirmeliyiz. Okullarda öğretmenler olarak, durumdan şüpheleniyorsak ailelere durumu bildirmeli ve derhal müdahale etmeliyiz. Anne baba olarak bir şüphemiz varsa o kişiyi özel olarak dikkate almalıyız. Çocuğun her koşulda yanında olmalı ve ilerideki kişisel gelişimi ile bağlantılı olarak da ona destek olmalıyız. İleride istismarın yaratacağı travmalar çocuğun kişisel gelişiminde, nasıl bir insan olacağında önemli bir yer alacaktır.

 

OHAL’i kullanarak hayatımıza yerleştirmeye çalıştıkları baskı ve tecavüzü yine birlikte yıkacağız. Kadınların ve çocukların sesi olmaya devam edeceğiz. İstismarcılarla, tecavüzcülerle, tacizcilerle ve erkek egemen zihniyetin dayatmalarına karşı hep birlikte özgürleşene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here