Rojava Kadın Devriminden Kadın Öz Savunması için Notlar – Aysel Bulut

0
252

Dünyanın pek çok yerinde erkek egemenliğine, erkek devlete ve eril tahakküme karşı büyüyerek gelişen kadınların adalet ve özgürlük mücadelesi çeşitli mücadele biçimleri ve yeni yöntemler kazanarak ilerliyor. Farklı coğrafyalara yayılan mücadele deneyimleri benzer talepler ve ortak hedeflerin etrafında buluşuyor. Tüm bu mücadelelerin içerisindeyse kadın öz savunması, burjuva-erkek devlete ve her türden erkek şiddetine karşı kadınların kuşanacağı en temel yöntem olarak öne çıkıyor.

Rojava Kadın Devrimi işte tam da böylesi yakıcı bir ihtiyacın ortasında işaret fişeği olarak parıldıyor. Devrimin başlangıcından günümüze kadar yaratmış olduğu deneyim ve pratik tecrübeyle Rojava Kadın Devrimi, kadın öz savunmasının en kıymetli sembolü ve ilham kaynağı olarak anılmayı hak ediyor. Bu nedenledir ki kadın öz savunması şiarını vurgulayan, öz savunmayı siyasetin ve örgütlenmenin bir alanı olarak kabul eden bütün özneler Rojava Kadın Devrimi’nin deneyimine bakmalı ve bu pratikten öğrenmeye açık olmalıdır.

Rojava Kadın Devrimi’nin en zorlu çarpışma süreçlerinde yaratılan ve kuşatma altındaki toplumsal inşa içerisinde geliştirilmeye devam edilen kadın öz savunmasının aşamalarını dört ana başlık altında inceleyebiliriz: Örgüt, Örgütleme, Eğitim ve Kurucu İrade.

1) Öz Savunma için Öz Savunma Örgütü

Öz savunma, tekil erkek şiddetinden başlayarak onun toplumsal ölçekteki varlığına, devlet formunda örgütlenmiş haline yani erkek-devlet şiddetinin bütün varoluş biçimlerine karşı mücadeleyi kapsar. Bu yüzden öz savunma politik bir eylemdir ve her politik eylem gibi kendisine ait bir örgütlülüğü zorunlu kılar. Erkek-devlet şiddetinin bütün üstyapı kurumlarında örgütlü olduğunu düşünecek olursak, bunun karşısında kadın öz savunmasının örgütsüz ya da kendiliğindenci bir tarzda ilerleyebilmesi mümkün değildir.

Rojava Devrimi’nin kadın öncüleri, devrimin içerisinde kadın devrimini yaratma görüş açısı ile devrimin en başından böylesi örgütlenmelerin inşasına girişmiştir; eğer bugün Rojava Kadın Devrimi, kadın öz savunmasının ve örgütlenmesinin en nitelikli örneklerinden birini oluşturuyorsa; bu, kadına yönelik şiddeti bir mücadele alanı olarak ele alması ve bunun için de örgütlenme aracı ile silahlanması gerektiğini bilince çıkarmış olmasına bağlıdır.

Ancak vurgulamak gerekir ki böylesi bir gelişim tesadüf değildir. “Devrimi isteyen onun araçlarını da istemek zorundadır”. Rojava’nın gerçek bir Kadın Devrimi’ne dönüşebilmesi ve bir anlamda kadın devriminin günümüzdeki merkezi olabilmesi için böylesi örgütlenmelerin varlığı tercihten öte zorunluluktur. Kadın kitlelerinin devrimin öznesine dönüşmesi yine bu örgütlülüklerin varlığı ile mümkün hale gelmiştir.

Devrimin IŞİD çetelerine karşı mücadelesi ve Rojava topraklarının özgürleştirilmesi süreci, kadın örgütlenmelerinin silahlı temelde gelişimini koşullamıştır. Savaş cepheleri kadınların sayısız öz savunma eylemlerinin merkezi haline gelmiştir. Yine de söylemek gerekir ki ordu düzeyindeki kadın örgütlenmesi en ileri öz savunma örneğini teşkil etse de kadın öz savunmasının tek örgütsel biçimi değildir. Rojava Kadın Devrimi’ne yönelik işgal saldırılarına karşı kadın kitlelerinin halk düzeyindeki öz savunmasını oluşturmak ayrıca kadına yönelik şiddetin toplumsal biçimlerine karşı mücadele etmek ve her kadını silahlandırmak için oluşturulmuş örgütler mevcuttur.

Kadın devrimi bir inşa sürecidir aynı zamanda ve erkek devlet şiddetinin işgal gibi en sert biçimlerin tehdidi altında olması inşa ile öz savunmanın iç içe yürütülmesini şart koşar. Bu çerçevede kadın asayişi, kadın öz savunma gücü, kadın evi, kadın adalet divanı, kadın meclisleri, kadın akademileri, kadın vakıfları, kadın dernekleri, kadın ekonomisi alanlarında oldukça yaygın örgütlere sahiptir ve bu örgütler kadın devrimini inşa çalışmalarında uzmanlaşırken aynı zamanda kadın öz savunmasını da her düzeyde üstlenen örgüt biçimleridir.

Elbette ki Rojava Kadın Devrimi kendi gelişim yolundan yürüyen özgün bir deneyimdir ve her deneyimin kendisine ait bir çizgisi olacaktır; lakin burada önemli olan ve kadın özgürlük mücadelesinin evrensel bir kazanımı olan kadın öz savunmasının kendi örgütlerini yaratabilmesidir. Hangi biçimler alacak olursa olsun öz savunma hedefini politik ve örgütsel olarak önüne koyan bütün özneler buna uygun örgütlülükler inşa etmek durumundadır. Günümüzde demokratik kadın hareketi içerisinde yaygınlaşan kadın öz savunmasına yönelik pratik çalışmalar bunun için oldukça önemli başlangıç adımlarıdır. Bu adımlar kadın öz savunmasının öz örgütlülüklerini ortaya çıkarabildiği ölçüde kitlesel bir nitelik kazanacak, erkek devlet şiddetine karşı mücadelede oldukça önemli bir mevzi yaratılabilecektir.

2) Kadın Öz Savunması ve Öncü Örgütlenme

Rojava Kadın Devrimi, bugün yakalamış olduğu nitelik düzeyi itibariyle kadın özgürlük mücadelesinin evrensel tarihi içerisinde oldukça ayırt edici ve özgün bir yerde duruyor; ancak bilinmelidir ki Rojava Kadın Devrimi de kendi içerisinde farklı gelişim evrelerine sahiptir ve değişik tipteki zorlukların üstesinden gelerek gerçek bir Kadın Devrimi olmayı hak etmiştir.

Söz konusu kadın öz savunması olduğunda da benzer gelişim süreçlerinden bahsetmek mümkündür. Kitlesel kadın ordulaşması ve yaygın kadın öz savunma örgütlülüğü bir anda oluşmamış, uzun ve ısrarlı politik-örgütsel çalışmaların sonucunda mesafe kaydetmiştir. Bu bakımdan her devrim gibi Rojava Kadın Devrimi de öncü kadınlarla yürüyüşüne başlamıştır. Erkek egemen tahakkümün ve gerici-feodal zihniyetin ideolojik-toplumsal baskısının yoğun olduğu bir coğrafyada bahsedilen öncü çıkışlar tüm kadın kitlelerine cesaret, özgüven ve moral aşılamıştır.

Bu bakımdan Rojava Kadın Devrimi’nin deneyimi gösteriyor ki; başlangıç aşamasında sayılardan çok kararlı iradelere ihtiyaç vardır. Rojava’daki öncü kadınların savaşta, savunmada ve toplumsal inşada oynadıkları roller kitlesel akışın önündeki bentleri parçalamıştır. İlk kitlesel katılımların öncü kadın savaşçıların şehit düşmesinin ardından gerçekleşmesi göstermektedir ki özgüven kazanan ve güçlenen kadın kitleleri kadın ordulaşmasını yaratmıştır.

3) Kadın Öz Savunması ve Eğitim

Kadın öz savunmasının bütün aşamalarında ve bütün örgütsel biçimlerinde eğitim oldukça belirleyici ve kadın öz savunmasının niteliğini yükselten bir yerde duruyor. Kadın öz savunmasının istenilen düzeye ulaşması ve Kadın Devriminin daha fazla derinleşmesi sistematik bir eğitim olmadan mümkün değildir.

Belirtmek gerekir ki; bu eğitimlerde siyasi ve askeri karakter bir aradadır. Öz savunma politik bir eylem olduğu kadar erkek-devlet şiddetini de püskürtmeyi hedefleyen fiili bir karşı koyuş olduğundan bu birliktelik zorunludur. Ayrıca Rojava Kadın Devrimi’nin birincil gündeminin işgale karşı direniş olduğunu düşünürsek askeri eğitimin daha fazla öne çıkması hem zorunlu hem de kaçınılmazdır. Ordu düzeyinde örgütlenmiş bir öz savunma gücü eğer zafer kazanmak istiyorsa kendi kuvvetini de bu niteliğe uygun eğitimlerden geçirmek zorundadır. Politik bilinç, ideolojik netlik ve askeri tekniğin bilgisi kadın öz savunmasının üzerinde yükseldiği eğitim başlıklarıdır.

Kadın öz savunmasının ordu dışındaki kitlesel örgütlenmeleri için de benzer bir ihtiyaç söz konusudur. İşgalcilere karşı olduğu kadar yaşamın her alanındaki erkek egemenliğine ve şiddete karşı mücadele etmek isteyen kadın kitleleri için süreklileşmiş askeri ve ideolojik eğitimler mevcuttur.

Kadın öz savunmasını ve öz savunma örgütlülüklerini böylesi eğitim süreçlerinin içerisinde oluşturan Rojava Kadın Devrimi’nin çağrısı, öz savunma için gerekli olan hazırlıkların hızlandırılarak sürdürülmesidir.

4) Kurucu İrade ve Eylem

Rojava Kadın Devrimi, erkek egemen gerici dirençler karşısında pes etmeyen, geleneksel kadınlık rolleri karşısında yılgınlığa düşmeyen, erkek egemenliğin hiçbir biçimine boyun eğmeyen ve kadın devrimine sıkıca bağlanan kurucu bir iradenin ısrarı ve kararlılığıyla kendi yolunu açmıştır. Bu kurucu irade, kadın devrimini ideolojik olarak içselleştirmiş ve kadın özgürlük mücadelesinin gerekliliklerine göre örgütlenmiş profesyonel devrimcilerin toplamıdır. Kadın devrimi çizgisini inatla sürdüren ve her örgütte, her platformda bunun kavgasını veren adeta dövüşerek kadın iradesini görünür kılan bir ısrardır söz konusu olan.

Bu kurucu irade bugün hemen her yerde mevcuttur. Rojava Devrimi’nde olduğu gibi kadın devriminin geleceğini de bu kurucu iradeyi kuşanan kadınlar belirleyecektir. Bugün öncü kadınların kurucu iradeleriyle açmış oldukları yol aynı zamanda kadın devrimine giden yolun da adımlarıdır.

Burada unutulmadan vurgulanması gereken kurucu iradenin eylemle birleşmesinin zorunlu olduğudur. Rojava Kadın Devrimi içerisinde kadın öz savunması, kendisini eylemlerde yani savaş cephelerinde sınayarak ilerletmiş, savaş içerisinde yaratılan her deneyim kurucu iradeye güç katmış ve kadın öz savunmasını kitlesel kılmıştır. Bir anlamda kurucu irade eyleme dönüşmüş, her başarılı eylemde kurucu iradenin önündeki engelleri yıkmış ve onu daha da güçlendirmiştir.

Kadın öz savunmasının Rojava deneyimine bakıldığında örgüt, örgütlenme, eğitim ve eylemin her zaman iç içe olduğu ve gelişimin bu halkaların iç içe geçmesiyle yaratıldığı görülecektir. Rojava Kadın Devriminden öğrenme, bu devrimden güç alma ve beslenebilmenin yolu bu halkalara sıkıca tutunmaktır.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here