“Kaldırım Taşlarının Altında Kumsal Vardır!” – Neslihan DURAN

0
688

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ‘’kamuda tasarruf’’ adı altında işçilerin haklarını gasp eden çalışmalar karşısında Fransa’daki işçiler, kitlesel grev, boykot ve eylemler ile Fransa’yı dalga dalga sarmış durumda. Yoksullukla boğuşan işçileri daha da yoksullaştıracak bu çalışmalara karşı işçiler direnişe geçti. Mart ayından beri devam eden eylemlerin en büyük öznelerinden biri de üniversiteli gençler oldu. Kendi haklarına da saldıran hükümet politikalarına karşı okullarda, dersleri boykot ettiler.

 

Macron’un hayata geçirmeye çalıştığı özelleştirme çalışmaları işçilerin varolan haklarını ellerinden alıyor. Kamu çalışanlarının sayısının azaltılması, iş güvencesinin ortadan kaldırılması, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve işsizlik maaşının alımını zorlaştıran çalışmalara karşı birçok sendika kuruluşu ve kurum genel grev kararı aldı. Bu genel greve damgasını vuran Fransa Ulusal Demiryolu İdaresi’nin (SNCF) %74 makinisti greve çıktı. Genel çalışanların %34’ü iş bıraktı. Bu eylemlere her alandan destek geliyor. Marketlerden kampüslere Fransa halkı tamamen bu grev dalgası ile sarsılmış durumda. Dünyanın en büyük 4. Havalimanı olan Air-France Havayolu, elektrik santrali ve temizlik işçileri greve destek verdi. SNCF’nin başlattığı genel grev nedeniyle ulaşımda büyük aksaklıklar yaşandı.Genel grevin sonucunda 350 kilometrelik trafik meydana geldi. İşçilerin bu direnişine Fransa’daki dört büyük sendikada destek verdi. Sendikalar 28 Haziran’a kadar sürecek genel grev kararı aldıklarını açıkladı. 3 gün grev ve 2 gün çalışma şeklinde sürecek genel greve halkın her kesiminden büyük destek geliyor.

 

Macron’un hedefinde olan üniversiteler ve üniversiteliler bu direnişe boykotlarla destek verdi. Ülkenin en önemli üniversitelerinden gençler genel grev çağrısına karşı dersleri boykot ederek amfileri boş bıraktılar. 21 üniversiteye bağlı 60’dan fazla kampüs öğrenciler tarafından işgal edildi. Macron’un göreve başlamasından itibaren üniversiteleri kıskacına almaya çalışması, üniversite gençliğinde öfkeye ve tepkiye sebep oldu. Bu yılın başında hükümet, kamu üniversitelerine belli alanlardaki aday öğrencileri reddetme yetkisi veren lisans kabul prosedürlerindeki değişiklileri onayladı. Solcu öğrenciler için düşük maliyetler ve açık erişim vurgusuna sahip reformlar, Fransız yüksek eğitim sisteminin niteliğini tehdit eder durumda.

 

Fransa’da gerçekleşen bu olayları, Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkeleri yakından takip ediyor. Macron’un ‘’reform’’ çalışmaları altında, işçi sınıfının ve üniversitelilerin yasal haklarını ellerinden alınıp daraltmaya çalışması sadece Fransa değil Dünya’da yaşanan krizin bir yansımasıdır, Fransanın Ortadoğu’da sahaya inmesi ve ABD, İngiltere ile birlikte Suriye’ye saldırması şüphesiz bu krizden ayrı değerlendirilemez. 68 yılında da Fransa’da başlayan hareketlenmeler neredeyse tüm Avrupa ülkelerini sarmış durumdaydı. Şuan gerçekleşecek bu hareketlenme ülke hükümetlerini büyük oranda korkutmaktadır. Bu anlamda işçilerin ve öğrencilerin örgütlenmesi büyük önem taşımakta.

 

Fransa’da yaşanan olaylar 68 Kuşağı hareketlerinin bir yansıması olarak görülebilir. 68 dönemindeki hareketlerin kaynağı olarak görünen Fransız gençler, o dönemde işçiler ile birlikteydi. Bu döneme geldiğimizde, 50 yıl sonra dahi 68 Kuşağı geleneğinin Fransız işçilerde ve gençlerinde yaşadığını ve yaşayacağını görüyoruz. 68 baharında başlatmış oldukları dalga ile dünyadaki birçok işçiyi ve gençliği sarmışlardı. Bu dönem de başlayan genel grev bizlere 68 ruhunun her zaman yaşayacağını bizlere göstermektedir. Yoksullukla boğuşan işçi sınıfı, üniversitelerine girmeye çalışan iktidara karşı her dönem de direniş gösteren Fransız halkı 2018 baharını yaratmaktadır.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here