Kadın Adaleti – Neslihan Duran

0
146

Erkek egemen toplum, kadını ikinci cins konumuna getirmek için birçok yol denedi- denemeye devam ediyor. Kadını toplum içinde cinsiyet ayrımı ile hukuk alanından tutalım da okullarımıza kadar yaşamın her noktasında ezme ve sönümlendirme çabası içinde. Kadının ev içine ya da kendi iç dünyasına çekilmesi ile erkek egemenliği birçok alanda bunu sabitlemeyi ve kuvvetlendirmeyi denedi. Bunun için kullandığı en güçlü araçlarından biri “Erkek Adalet Sistemi” olarak karşımızda duruyor. Erkek Adalet sistemi ilk çağlardan bu yana sürdürdüğü kadın üzerindeki ezici, yalancı ve ‘adaletsiz’ adalet yapısı ile kadını sönümlendirmeye çalıştı. Bunun karşısında kadınların verdiği en büyük mücadele Kadın Adaleti’ni gerçekleştirmek olmuştur.

Tarih Erkek Adaletinin En Önemli Şahidi

Hikayemiz yine aynı yerde başlıyor. Özel mülkiyetin ortaya çıkması ile sınıfların oluşması ve kadının ezilen ve ikinci konuma geldiği noktada erkek egemen iktidar tüm aygıtları ile kadınları hedef almıştır. Kapitalist sistem içerisinde erkeklerin kendi mal varlıklarını yani miraslarını korumak amacı ile yarattıkları “Erkek Adalet”, kadının varlığını tamamen yok etmeyi amaçlamış ve kendi malını korumak için kadının somut doğuştan var olan haklarını elinden almıştır. Soyun babadan oğula geçmesi ile mirasını başka bir ailenin oğlu almasın diye kız çocuğundan korumak için tüm haklarını gasp etmiştir. Böylelikle ilk kanunlar oluşmaya başlamıştır. Bu da yetmemiş gibi kız çocuğunu da kendi mal varlığı olarak görerek “sahiplenme” sorumluluğu altına girmiştir. Bu durum kadınlara yönelik zorla sahiplenme ev cinsel meta olarak tanımlanması ile 15. yüzyıla kadar uzun bir süreci kapsadı (Günümüzde halen daha bu tarz toplumlar bulunmakta). Kadına yönelik tecavüz suçlarında ilk toplumlardan itibaren tecavüzcünün ve tecavüze uğrayan kadının cezalandırılmasına tarihsel olarak şahit olduk. İlk kanunlarda (o dönemki toplumlardan topluma farklılık göstersede) kadının bir mal varlığı olmasından kaynaklı tecavüze ya da bir erkekle cinsel birliktelik yaşaması taşlanarak, boğularak ya da yakılarak cezalandırılmasına sebep oldu. Kadının en çok meta olarak görüldüğü yasalar içinde Hamurabi yasalarını görebiliriz. Kadınların o dönemde dahi “bağır(a)madıkları” için tecavüz suçunu onlar işlemişçesine yargılandıkları ve cezalandıkları bir erkek Adalet yapısı ile karşı karşıyaydılar.

Adalet kavramı bu süreçte kadınlar için farklı değişimler göstererek devam etti. Hahamlar, Talmud kitabındaki kanunlarında; “Kız çocuğu belli bir bağımsızlık düzeyine geldiyse ve yaşı üç ile iki buçuk arasında ise elli sikkelik para cezasını kendisi için alabilir.” maddesinin olması kadınlar için güçlükle kazandıkları gerçek bir aşama olmuştur. Sonrasında gelişen toplumlar içerisinde kanunlar ‘iyi lordlar ya da derebeylerin’ halkından olan kadınları korumaya devam etti. Çünkü bu kadınlar bulundukları lordların ya da derebeylerin topraklarında, onlara ait birer “mal olarak yaşıyorlardı”.

Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet

Günümüze kadarki süreçte kadınlar belli mücadeleler verdi/vermeye devam ediyor. Kadınları kuşatmaya çalışan erkek egemenliğine karşı belli kazanımlar elde etmiş olsa da kendini Erkek Adalet Sistemi ile pekiştirmiş ve sadece mahkeme salonlarında kalmayıp kadını yaşamın her alanında ezen bir duruma gelmiş olan bu sistemin yanında elde ettiğimiz kazanımlar devede kulak kalıyor. Kanunlar, mahkemeler bizler için bir işkencehaneye dönüşmüş, suçluların değil, kadınların kadın oldukları için yargılandıkları ve suçlandıkları bir noktaya gelmiştir. Günümüz gerçekliği ile geçmişteki gerçekler arasında uçurumluk farklar maalesef ki yok. Kadın yanlı ve kadını göz önünde bulunduran adalet sistemi, erkek egemenliğine büyük bir darbe indirerek “kadının yaşam içerisinde var olduğunu” gösterebileceği gibi onu ezme ve sömürme alanında haklarını kaybetmesi açısından büyük bir darbe indirecektir.

Türkiye’de güncel durumda kadını “korumaya çalışan yasalar ise Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan Cinsel Saldırı ve Tecavüz Suçu maddeleri ve tanımı Erkek Adalet kavramını somut bir biçimde temellerini gösteriyor. Kadın Adaleti kavramı içerisinde değerlendirilemeyecek bir durumda. TCK’da cinsel saldırı suçu, vücut dokunulmazlığının ihlaline göre ikiye ayrılır. Birincisi “Basit Cinsel Saldırı Suçu”, ikincisi ise “Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu (Tecavüz Suçu)” olarak maddelendirilir. Burada suç olması için aranan sabit durumlar ise kadına yönelik şiddetin hiçbir biçiminin görülmediği anlaşılıyor. Bir kadına dokunmak basit sarkıntılık suçu olarak değerlendirilebiliyorken, tecavüz suçunun gerçekleşmiş olması için saim cisimlerin vücuda girmesi şart koşulabiliyor.

Kadın Adaleti kavramı tam olarak bu noktada karşımıza çıkıyor. Kadın adaleti kavramını ve gerçeğini yaşamın her alanında görmek zorundayız. Bu sadece mahkeme salonlarına sıkıştıramayacağımız bir durum olmamakla birlikte Cinsiyet Eşitsizliğine karşı koymamız gereken bir durum. Yaşamın her alanında zaten ezilen, var olan haklarını gasp eden erkek egemen toplum içerisinde gece saatlerinde sokakta yalnız yürüme hakkı dahi olmayan kadınların, kadın yanlı bir adalete ihtiyaç duydukları gerçeği karşımızda duruyor.

Kadın Adaleti Hemen Şimdi

Kadın Adaleti işte tam olarak her alanda yaşadığımız bu haksızlıklara karşı geliştirmemiz gereken bir özsavunma. Mahkeme salonlarında kadını failmiş gibi yargılayanlara karşılık, katillerimizi, tecazcülerimizi Kadın Adaleti ile yargıladığımız bir kadın yanlı adalet yapısı. Bu adalet yapısı yalnızca mahkeme salonlarında değil evde, okulda, işte, sokakta bizim var olduğumuzu ve yaşadığımız tüm bu ezilmişliğe karşı bir direniş çizgisi. Okulda sadece erkek öğrencilerin futbol oynayabilecekleri sahada genç kadınlarında basketbol oynayabilme hakkına sahip olmaları. Bir kadının etek giydi diye taciz edilmesinin haklı bulunduğu değil, hiçbir erkeğin bir kadına isteği dışında dokunamayacağı ve sadece etek diz üstünde diye taciz edemeyeceği gerçeğini her alanda göstermek.

Katledilen ya da özsavunmasını kullandığı için yargılanan kadınlar gerçeği karşısında erkek adaleti yok sayarak meşru özsavunma hakkımızı kullanabilme ve kullandırtma hakkıdır Kadın Adaleti. Toplum içerisindeki tüm eşitsizlikleri yıkıp kadının göğün yarısını oluşturduğunu gösteren bir gerçeklik. Kadın Adaletini sadece mahkeme salonlarında kısıtlı görmek onu daraltmak anlamına gelir. Kadın Adaleti, toplum içerisinde karşılaştığımız ve ikinci cins olarak görülen kadınlar için bir özsavunma ve aslında erkek egemen toplumun yarattığı tüm yasalara, kanunlara karşı gerçek adalet olgusunu gerçekleştiren yani adalet kavramın altını dolduran bir gerçektir.

6284 (Ailenin korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Yasa Yönetmeliği) gibi yasalar ile ya da toplum içerisinde verdikleri haklar (Bu yasalar ya da kanunlar kesinlikle kadınlar için çok önemli kazanımlardır.) ile yaratılan ve gün geçtikçe daha çok vahşileşen erkek egemen sisteme karşı bu kazanımlar ne tam olarak istediğimizi karşılamakta ne de bizleri tam anlamı ile tatmin etmekte. Yasada da açıkça vurgulanan net yaptırımlar ya da Kadına yönelik şiddeti tamamen engelleyecek men cezaları mevcut değil. TCK’da olduğu gibi yine kanıtlanması gereken ya da mahkemelerde yine tacizciyi, tecavüzcü ya da şiddet uygulayan erkeğin korunduğu bir yasaya dönüştürülüyor. Bunu yapan da yine karşımıza çıkan erkek yargı oluyor. Gerçek gözlerimizin önünde duruyor; oluşturmaya çalıştıkları sözde modern toplum içerisinde ne kadının bir özgürlük alanı var ne de onu erkek egemen sistemin saldırılarına karşı “koruyan” yasalar ya da kanunlar var. Bunun karşısında Kadın Adaleti doğal olarak özsavunmayı, kadın dayanışmasını yaratır.

Kadın Adaleti, kadın yanlı bir adalet yapısı aynı zamanda toplumdaki tüm eşitsizliğe karşı topyekün bir gerçek adaleti tanımlayan en önemli adalet kavramıdır. Kadınları yok sayan ve erkek egemen sisteme ve onun güçlü bir aracı olan erkek adalet sisteminin karşısında gerçek adaleti sağlamayı başarabilecek tek adalet gerçeğimizdir. Yüzyıllardır ezilen ve bir yolu bulunarak halen daha ezilmeye çalışılan kadınlar için tek yol bu ezilenlerin adaletini ortaya çıkarmak ve buradan Kadın Adaleti gerçeği ile tüm erkek egemenliğini çıplak bir halde çarpıştırmak, gerçeğin sesi olmak demektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here