Gezip Tozan, Eğlenen Tüm Kadınlar İçin… – Neslihan Duran

0
470

Gökdelenler her zaman korkutucu görünmüştür gözüme. “Depremde kafamıza devrilir bunlar be.” demiştim bir gün Maltepe’den geçerken. Arkadaşımın çok çok yüksekte olan dairesinden bakarken “Nasıl buradan bakıyorsun? Bakma fikri bile başımı döndürüyor.” demiştim. Sonra bir haber düştü medyaya, Ankara’da genç bir kadın 20. kattan intihar etmiş diye. Sonra peşi sıra haberler gelmeye devam etti. İntihar değil, cinayet diyordu haberlerde. Neredeyse iki yıl boyunca yaşamak isteyen tüm kadınlar bu sözü Ankara Adliyesi’nden tüm şehirlere, sokaklara taşımaya başladılar.

Cinayet diyip geçmek en kolayı oluyor bazıları için. Bizler için ise her gün bir kişi daha eksildiğimizin, bir hikayenin daha erkek eli ile katledildiği gerçeği oluyor. Katledilmek değil yaşamak isteyen kadınların isyanı oldu, Şule. Şimdi aylardır yürüttüğümüz, sokak sokak taşıdığımız adalet mücadelesinde sona geliyoruz. Bitti mi? Hayır. Daha yeni başlıyoruz.

Herkesin bildiği Şule’nin hikayesini tekrar hatırlayalım. Şule eski patronlarından alamadığı maaşını almak için onların çağırdığı yere gitmişti. Evet saat geçti. Bir kadının o saatte ne işi vardı orada? Çünkü yaşamını idame ettirmesi gerekiyordu bu yüzden de o maaşa ihtiyacı vardı. 22 yaşındaydı. Bu toplumun zor kabullendiği kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç bir kadındı. Ne mi oldu sonra? Maaş bahanesi ile götürüldüğü yerde tecavüze uğradı. Yetmedi 20. kattan aşağıya atıldı. Sonra bir adalet çığlığı yükseldi kadınlardan. Ülkenin dört bir yanında “Artık yeter!” isyanı yükseldi. Tecavüzcü katiller aylarca aramızda dolaştılar. Kadın dayanışmasının gücü ile tutuklatmayı başardık. İncelenmemiş, kaybedilmiş kanıtlar vardı gözlerimizin önünde. Erkek yargı kör, sağır, dilsizi oynadı. Kadınlar o üç maymunu oynamadılar ama… Daha yüksek çıkmaya başladı sesleri. Kadıköy iskelesinde, Alsancak’ta, Olgunlar’da ve daha birçok yerden sesler yükselmeye başladı.

İlk duruşma geldi. “Zaten bakire değil. Psikolojisi bozuktu. Twitter hesabına bakın.” Dendi. Öfke daha da arttı. Deliller kaybedildi adli tıpta. Kadınlar dört bir yandan, deliller nerede, dedi. İkinci duruşma geldi. “Babası para göndermiyordu. Ders notları çok kötüydü.” denildi. Susmadık, meşrulaştıramazsınız dedik. 5. Duruşmaya kadar Şule’nin transkribinden bekaretine, her şey sorgulandı. Bir türlü katiller sorgulanmadı. Bütün bir yaz Türkiye’de ağız okuma uzmanı bulunamadı. Kayıp olan delil halen daha ortada yok. Aylar sonra incelemeye alınan sıvı örnekleri doğru bilgiyi vermedi. Her şey ertelendi, ama bir kadının yaşamak istiyor olması her zaman kulak arkası edildi. 141 sayfalık raporlar hazırlandı Şule’nin katillerinin avukatları tarafından. Adalet mücadelesi yürüten kadınları teşhir etmeye çalıştılar. Ama o kadınları yine mahkeme salonlarına sığdırmadılar. Gittikleri her yerde kadınlar Şule’yi ve katledilen tüm kadınların isyanını götürdüler.

Şule “Gezip tozan, eğlenen bir tipmiş.” Eee? Her şeyi yakıştırdık kadınlara. Evlenmesini, çocuk doğurmasını, sessiz kalmasını, katledilmesini, tecavüze-tacize uğramasını, hanım hanımcık uslu kız olmasını yakıştırdık da kadınlara, özgür olma gerçeğini neden yakıştıramadık? Kahkaha atmayı mesela? 70 kilo bir kadının mini etek giymesini neden yakıştırmadık? Yakıştırdığımız zaman da yollu yaftasını nasıl yakıştırdık ama. Kırmızı ruju hiç yakıştırmadık kadınlara. Şehvet uyandırdılar çünkü. Geceleri bize yakıştırmadılar. Meydanlar mı? Orada kadınlar da mı oluyormuş? Çalışma hayatı mı? Ee zaten evleneceksin ne gerek var çalışmana.

Pardon parfümün çok güzel kokuyor biraz daha koklayabilir miyim, hatta uygunsan akşam bize gidelim? Çokça duyduk bunları, izin vermediler özgür olmamıza. Biz de özgürlüğümüzü kendimiz kazanırız dedik. Sokak sokak taşıdık isyanımızı. Bizi belli yerlere sıkıştırmaya çalıştılar. Kalıplara sığmayan makbul kadınlar olmadık. Marjinal kadınlardık belki de onlar için, ama bize öğretileni değiştirmek için oradaydık. Halen daha buradayız. Şimdi ise Şule’nin karar duruşması geldi. 4 Aralık’ta bize katledilmeyi yakıştıranlara inat isyanımız ile adliye salonlarına adaleti sığdırmayacağız. Biliyoruz, biz neredeysek adalet çığlığı orada. Şule ve katledilen tüm kadınlar için Ankara Adliyesi’nde olalım. Sen olmazsan, bir kişi daha eksiğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here