Gençliğin Birleşik Devrimci Eylemini Yükselt, Faşizmi Yık!

0
337

Gençlik kitlelerinin talepleri için giriştikleri her mücadelenin ilk barikatı devletin faşist kolluk gücünün karşısına kurulmak zorunda çünkü asgari bir talebin demokratik yöntemler ile istenmesi dahi faşist terörün hedefi oluyor. Yemekhane zammının geri çekilmesi talebinden kampüsteki doğa talanı sorununa kadar her mücadele konusu devlet-halk çelişkisi etrafında saflaşarak hızlıca siyasallaşıyor. Paralı, niteliksiz, şoven, erkek egemen eğitim, üniversitelerin Saray’a bağlı kayyum rektörler ile yönetilmesi, liselilere dönük sınav sopası ve staj sömürüsü, genç kadınlara yönelik şiddet, taciz-tecavüzün artması, mobbing, işsizlik, hayat pahalılığı, geleceksizlik, üniversitede ve sokakta söz, eylem ve örgütlenme hakkının gasp edilmesi, artan polis-bekçi terörü, Kürt gençlerine yönelik asimilasyon ve katliam politikaları, Alevi gençlerine dönük şiddet ve ayrımcılık, semt gençliğine dönük uyuşturucu ve çeteleşme yöntemi ile çürütme saldırıları, LGBTİ+’lara dönük nefret ve heteroseksist politikalar, yaşam tarzına yönelik müdaheleler, sansür ve gözaltı-tutuklama terörü hız kesmeden artıyor. Toplamda bu sorun ve çelişkiler faşist şeflik rejimine ve onun kurumlarına karşı gençlik kitlelerinin politik özgürlük etrafında saflaşmasının zeminini oluşturuyor.

2 Ocak’ta faşist şef Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne 2. kayyum rektör atamasını yaptığı resmi kararname ile duyuruldu. Kayyum rektör atamaları, 2015 yılında yetkinin Cumhurbaşkanlığına verilmesinden bu yana öğrenci gençliğin üniversitelerdeki mücadelesine dönük çok temel bir saldırı biçimi haline geldi.

Kürt halkının seçtiği belediye başkanlarını tutuklayarak yerlerine kayyum atayan el, üniversitelerde de faşist hegemonyasını derinleştirmek için kayyum rektör politikasına başvuruyor. Faşist şef Erdoğan atadığı kayyum rektörün, kulüp ve topluluklara getirilen yasaklama ve baskıların, kampüslerin rant ve talana açılmasının, öğrencilerin söz, eylem, örgütlenme hakkının gaspının, öğrenci genç kadınların kazanımı olan toplumsal cinsiyet derslerinin kaldırılmasının ve cinsel tacizi önleme komisyonlarının işlevsizleştirilmesinin, faşist çetelere tanınan sınırsız alanın, devrimci-demokrat öğrencilere dönük disiplin soruşturmaları ve cezaların ve üniversitenin özerkliğinin yalnızca mali bakımdan korunduğu ve bilginin sermaye yararına kullanılacağının habercisi olduğu üniversiteliler tarafından bilinen ve 5 yıldır deneyimlenen bir gerçek. Kayyum, tüm bu faşist uygulamalarının ötesinde özgürlük isteyen öğrenci gençliğin karşısında faşizmin temsiliyetiyle sırtını Erdoğan’a dayamış bir şekilde dikilmektedir.

Eylemlerin ilk gününde bini aşkın genç kayyum rektörleri ve belediye başkanlarını atayan, eylemde polise saldırı emri veren faşist diktatörlüğe karşı duyduğu öfke ve kurtuluş arzusu ile yüklendi, önüne kurulan polis barikatlarına. Boğaziçi Direnişi; hızla başka üniversiteler ve kentlerde gençliğin en esaslı politik odağı haline gelmiş, kararlı ve keskin duruşuyla da toplumsal mücadelenin tüm kesimlerine umut ve motivasyon aşılamıştır. “Kayyum rektör istemiyoruz.” sloganının faşizmi yıkma arzusuyla dile gelişi gençliğin yüreğini işçi sınıfı ve Kürt halkının, kadınların ve LGBTİ+’ların yürekleri ile buluşturabilmiştir. Faşizmden kurtulma arzusunun açığa çıktığı Boğaziçi Direnişi’nde devlet tehlikeyi daha ilk gün farketmiştir. Sosyal medya ve burjuva medyada algı operasyonu, LGBTİ+lara dönük linç girişimleri ve katil polise katil polis diyen arkadaşlarımızı hedefleştirerek parıldayan kıvılcımı söndürmek istemiştir; ancak toplumsal mücadele, faşist terör ve demagoji ile dövüşerek kazandığı bilinç düzeyi ile ne LGBTİ+lara sırtını dönmüş ne de “Katil Polis Üniversiteden Defol” sloganını sahiplenmekten geri durmuştur. Devletin, eylemcileri ev baskınları ile gözaltına alma ve cinsel, fiziksel, psikolojik işkence ile kitlelere gözdağı verme hamlesi de boşa düşmüştür.

Faşizmi yıkma ve politik özgürlüğü kazanma isteminin somut olarak Erdoğan’ın kayyumuna karşı ortaya çıktığı Boğaziçi Direnişi’nde devletin hamlelerinden biri ise “İslam’a saldırdılar” demagojisi ile 2 arkadaşımızı tutuklamak oldu ardından direniş içinden 9 öğrenci daha tutuklandı; ancak direnişin kararlılığının dışavurumu olarak tutuklanan bir arkadaşımızın “Bundan sonrası sizde” sözünü eylemle cevaplıyoruz: BUNDAN SONRASI BİZDE!

 

Özerk Demokratik Üniversite için Anti-faşist Mücadeleyi Yükselt

Boğaziçi Direnişi’nde somut olarak kayyum rektör saldırısını püskürterek öğrenci gençliğin hafızasına birleşik kuvvetimizle örgütlü, militan ve fiili meşru bir mücadele ile koparıp alınmış bir zaferi kazımak en başat görevlerimizdendir.

Öğrenci gençliğin birleşik ve kazanmaya kitlenmiş yol arkadaşlığı, yukarıdan aşağı-aşağıdan yukarı canlı ve dinamik işleyen demokratik örgütlenmeleri, mizansen teşhir eylemlerinden polis barikatına yüklenmeye, rektörlük önünde nöbetten üniversite işgaline kadar her biçim, form ve aracı etkin kullanmak, anti-faşist toplumsal mücadele kesimleri ile eylemli dayanışma ve politik özgürlük etrafında bir saflaşma bize faşizme karşı kritik bir gol attırabilir. Bu zemin doğru bir politik hareket planı ve siyasal-örgütsel öncülük ile buluşursa anti-faşist gençlik mücadelesi sıçrayacaktır.

Boğaziçi ve tüm üniversitelerde faşist-burjuva-erkek egemen bir aygıt haline gelmiş eğitim ve akademiye karşı kuşkusuz yükselteceğimiz bayrak; özerk-demokratik üniversite bayrağıdır.

Söz, yetki, kararın öğrenci, emekçiler ve hocalarımızda olacağı, bilginin sermaye değil halk yararına üretileceği, yükseköğrenimin herkes için hak olacağı, parasız ve sınavsız, cins özgürlükçü ilkelerle kadın ve LGBTİ+’ların eşit katılımı ile işletilen özerk ve demokratik üniversiteleri kurmanın yolu faşizmi def etmekten geçiyor. Dolayısıyla öğrenci gençliğin, kendi temel alanı olan üniversitelerde kanunların, yasaların ve yönetmeliklerin çizdiği sınırları tanımayan bir akılla mücadele etmesi gerekiyor. Üniversiteler toplumsal mücadele bakımından faşizmle verilen kavgada bir mevzi olmalıdır. Devrimcilerin üniversite içinde kulüp ve topluluklardan kantinlerdeki hakimiyetine, siyaset yasağını püskürtmekten faşist çetelere göz açtırmamaya, toplumsal mücadelenin genel gündemlerini kampüsün içine taşımaktan kampüsün gündemi ile meydanlara akmaya kadar bir dizi eşiği aşmanın imkanları 2015’ten sonra tekrar canlanmıştır. Bu eşikler birleşik anti-faşist fiili meşru savunma ve saldırı yolu ile aşılabilir.

Anti-faşist Gençlik Cephesi; Zorunluluk ve Ertelenemez Bir Görevdir

Bir süre önce 6 gençlik örgütü (SGDF, HDP Gençlik Meclisleri, Dev-Güç, DÖB, YDG, SÖH) faşist şeflik rejimi karşısında gençlik kitlelerini örgütlemek için Birleşik Gençlik Meclisleri’nde bir araya geldi. Daha stratejik hedeflerle bir araya gelen ve eylem birliğini aşma iddiası ile yola çıkan, birleşik cephesel bir örgüt formunun niteliklerini barındıran Birleşik Gençlik Meclisleri gençliğin birleşik mücadelesinin gelişimi için bir moment işlevi görebilir. En nihayetinde BGM de politik mücadele içinde sınanarak şekillenecektir. Hiç kuşkusuz sosyalist gençlik bu yönelimin sonuçlarına ulaşması için üzerine düşenleri yapmalıdır, yapacaktır.

Gençlik hareketine politik olarak itilim kazandıracak hat, çeşitli çelişkiler etrafında saflaşan gençlik kitlelerini; anti-faşist, ilerici, devrimci gençlik mücadelesinin özneleri ile buluşturarak birleşik gençlik mücadelesinin örgütlenmesidir. Sosyalist gençlik, kendi gelişim potasını birleşik gençlik mücadelesinin gelişimine bağlı olarak ele almaktadır ve politik-örgütsel olarak BGM’nin ihtiyaçlarına göre konumlanmalıdır.

Belirli politik öznelerin bir araya geldiği bir birlik zeminindense gençlik kitlelerini kapsayacak ve birleştirecek bir örgüt formu hedeflemeliyiz. Meclisler kitle inisiyatifinin gelişebileceği bir forma kavuşursa; kitlelere temas etme, kitleler ile birlikte politika yapma ve gençliği faşizme karşı saflaşmada ezilenlerin sürükleyici dinamiği olarak konumlandırmak mümkün olabilir. Aşağıya doğru genişleyen meclisler politik plan ve hedefler ile buluşabildiği oranda rolünü daha güçlü oynayacaktır. Politik eylemin kitle çalışması içinde süreklileşmesi, politik reflekslerin etkili, yaratıcı tarzda hayata geçirilmesi çalışmanın politik sahasını genişletecektir. Meclislerin içinde, kitleleri birleştiren, kapsayıcı bir nitelikle ve politik ataklık ile hareket etmek parolamız olmalıdır. Çalışma tarzı için temel iki ölçüt oluşturmalıyız. İlki örgüt kurmakta ve işletmede süreklilik sağlamak, ikincisi de kitle ajitasyonu ve politik teşhiri propaganda ve örgütlenme ile tamamlayacak bir çalışma tarzı yakalamak.

Kentlerde BGM çalışmasını kurmalı, aşağıya doğru yayılan meclisler inşa etmeliyiz. Sosyalist gençlik bu çalışma içinde kendi iç disiplinini, uyumunu ve örgütlülüğünü sağlamak için çalışma alanlarında komiteler kurmayı ve düzenli işletmeyi hedeflemelidir. Sosyalist gençlik, BGM’nin gelişmesi için özveri ile çalışmalı, sorumluluk ve fedakarlık ile hareket etmelidir. Her türlü düşünsel ve pratik emekçiliğini üstlenmelidir. Pratik emekçilikte gösterilecek özveri; komünistlerin birleşik mücadelede programıyla ilişkilenişte ideolojik ölçütü, hem de güncel bir politik görev karşısında sorumluluk bilincinin eyleme dönüşmüş hali olacaktır.

Şüphesiz birleşik cephe deneyimlerinin tarihi bakımından farklı politik öznelerle iş yapmak, dayanışmanın ötesinde birleşik bir hat örgütleme güncel bir görev olarak önümüzde duruyor. Tarihte nice deneyim dar grupçuluğun kurbanı olarak başarısızlığa uğramıştır. BGM gibi güncel bir görevi karşılama aracımız ve birleşik cephe stratejimiz dar grupçu eğilimlerin kurbanı olmamalıdır.

Sosyalist Gençlik, Birlik Devrimi’nin politik ve ideolojik öğretisini rehber edinmelidir. Kuşkusuz Birlik Devrimi dar grupçu ve tutucu yaklaşımlar karşısında yenilenme ve birleşik mücadelenin devrimidir. Elbette ayrımlarımız vardır ancak bunları polemiğin ve ideolojik mücadelenin devrimci değişim gücünü örgütlemesi için hayata geçirmeliyiz. Bugün, bir dayanışma pratiğinin ötesinde mücadele kararlılığı ve birlikte direnme görüş açısıyla yan yana geldik. Birleşik mücadelemizin ideolojik ölçütü Kızıldere’de Denizlerin idamını durdurmaya çalışan Mahirlerin ve İbrahimlerin siper yoldaşlığıdır.

Birleşik kitlesel anti-faşist bir gençlik hareketini yaratma hedefi, politik görevlerimizi ve devrimci sorumluluklarımızın çıtasını yükseltecek. Her bir sosyalist genç, gelecek dönem bu politik iddiaya ve hedefe kilitlenmelidir. Sonuç olarak; Birleşik Gençlik Meclisleri ile yeni dönemde önümüze, stratejik olarak kitle hareketinin gençlik ayağını örmeyi ve faşist şeflik rejimine karşı anti-faşist gençlik mevzisi oluşturmayı koyuyoruz.

 

*Bu yazı, Özgür Gençlik Dergisi’nin 12 Şubat 2021 tarihinde çıkan 39. sayısında yayımlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here