Devrimci Eğitim ve Okumanın Önemi Üzerine – Deniz Bahçeci

0
107

Bu yazı, Özgür Gençlik dergisinin 25 Nisan tarihinde çıkan 37. sayısında yayınlanmıştır.

İki temel saflaşma tarihin tüm akışına yön vermiş, tüm insanlık tarihi bu iki temel saflaşma üzerinden yazılmıştır. Bu saflaşma ezen ve ezilen arasında ki çelişkiler üzerinden oluşmuştur.

Ezen sınıf, devleti sömürü ve tahakküm ilişkileri içinde zora dayalı olarak yönetir. Ezen sınıf üretim araçlarını elinde bulundurur, toplumsal yaşamı devletin ideolojik yapısına göre şekillendirir. Ezilen sınıf ise üretim araçlarının gerçek sahibidir ancak devlet yönetiminin hiçbir kademesinde gerçek ve belirleyici bir fonksiyona sahibi değildir. Ezen sınıf yani burjuvazi; iktidarı politik, ideolojik ve kültürel bir hegemonya inşa ederek yönetir ve bu yol ile kitlelerden rıza üretir. İktidar hangi sınıftaysa üretim ilişkileri ve toplumsal yaşam o sınıfın çıkarlarına göre düzenlenir. Üretim araçlarını elinde tutan burjuvazi, bilgiyi de kendi tekeline alır. Burjuvazi bilgiyi toplum yararı için değil, sömürü çarkını döndürmek ve ezilenler üzerinde hegemonya kurabilmek için kullanır.  Burjuvazi kapitalist sistemin, iktidarı yönetebilmek için geçerli olan tek ve nihai sistem olduğuna kitleleri ikna etmeye yani onların rızasını almaya çalışır. Siyasette bu ikna sürecinin bir parçasıdır. Egemenler, siyaseti parlamento ve yasalarla sınırlar, ezilenlerin siyasi taleplerine reformlar yolu ile ‘’geçici çözümler’’ bulmaya çalışır veya baskı ve zor yolu ile ezilenleri siyasetin dışına iterek, ezilenleri etkisizleştirmeye çalışır. Yani burjuvazi ezilenleri siyasetten ve bilgiden tecrit etmiştir. 

Ezilenler hiçbir zaman çaresiz olmadı, kendi alternatifini yarattı. İsyan etti, ayaklandı hatta devrimler yaptı. Egemenlerin hegemonyasının dağıldığı/ dağıtıldığı koşullarda verili sürece uygun, doğru politik- örgütsel hamleler süreci devrime/ devrimlere götürdü. Ezilenlerin öncüsü tarihte her zaman değişti ama ezilenlerin öncüye duyduğu ihtiyaç hiçbir zaman değişmedi çünkü tarih her zaman şu önermeyi doğruladı: “Politik öncüye sahip olmayan bir hareketin başarıya ulaşma şansı yoktur.” Proletaryanın, ezilenler halkların ve cinslerin çelişkilerini örgütleyecek bir programa ve stratejiye sahip devrimci öncü, ezilenlerin yeni bir alternatif yaratmasını sağlayacaktır. Devrimci öncünün en başat görevi ise, işçi sınıfı ve ezilenlere bilinç taşımaktır. Öncünün tüm politik örgütsel çalışmaları, kitleleri aydınlatma ve bilinç faaliyetinin örgütlenmesi üzerine şekillenir. Devrimci öncünün bilinci berrak olmalıdır. Kitlelere bilinç taşıyan, kitleleri kapitalist düzene karşı örgütleyen öncü bir yandan kendini de örgütlemelidir çünkü devrimci öncü kendini örgütleyebildiği oranda kitleleri örgütler.

Devrimci öncünün, rehberi Marksizmdir. Marksizmin bilimsel öğretesi/yöntemi tarihsel ve diyalektik materyalizmdir. Marksist öğreti statik, durağan değildir. Canlıdır, değişkendir, hayat içinde verilidir. Marksizmin temel felsefesi Marks’ın sözünde hayat bulur: “Bu zamana kadar filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumladılar as olan dünyayı değiştirmektir.” Değiştirme eylemi Marks’ın felsefesinin özünü oluşturur. Bilimsel bilgiyi ve Marksizmi kılavuz edinen devrimci öncü, verili koşullar içinde –yine aynı verili koşullara – bilinçli ve iradi müdahaleler ile devrimci eylemi inşa eder. Değiştirme eylemi düşünsel, teorik ve pratik bir dönüşümün bütünün kapsar. Devrimci öncüde somutlaşan görevler devrimin kadrolarında somutlaşır. Teori ile kurulan ilişki, öğrenme isteği değişimi örgütleyecek temel unsurdur. Değiştirmek isteyen devrimci, kendini eğitmelidir. Devrimci militan, Marksizmin temel yasalarına ve öğretilerine hakim olmak zorundadır. Marksizmin felsefesi, yöntemleri, dünya devrimlerinin deneyimleri, Lenin’in eserleri ve Bolşevik Parti tarihi mutlaka özümsenmelidir. Şüphesiz ki bu elde edilecek birikim Marksist –Leninist formasyon ile sınırlandırılamaz. Devrimci militan kendi çok yönlü olarak geliştirmeyi ve entelektüel birikime sahip olmayı hedeflemelidir. Çok yönlü devrimci gelişim hayal gücü ve eylemi daha üretken devrimci bireylerin oluşmasını sağlar. CHE aynı zamanda bir doktordu ve Küba devrimine katılmadan önce Latin Amerika’yı dolaşırken cüzzamlı insanların yardımına koştu. Mahir Çayan Fransızca biliyordu. Öğrenme gelişme hayatlarında her zaman yer aldı.

Devrimci eğitim belirli bir program ve yöntem ile yapılmalıdır. Yöntemsiz, programsız bir okuma biçimi çarpık, eksik ve yanlış anlayışların oluşmasına yol açar. Devrimci militan mücadele yaşamı boyunca kendini planlı ve programlı biçimde geliştirmeyi esas almalıdır. Felsefenin özü, her şeyin hareket halinde olduğunu ve değiştiğini söyler. Yaşam ve mücadele değişiyorsa onun ihtiyaçları da sürekli biçimde değişir. Devrimci militan da mücadelenin değişen koşullarına uygun biçimde kendi gelişimini  örgütlemesi gerekir. Anın pratik- politik ihtiyaçlarına yanıt olmak için teori ile kurulan ilişki önemlidir. “Devrimci bir teori olmaksızın, devrimci bir hareketten söz edilemez’’ demişti Lenin. Devrimci pratiğin örgütlenmesi bir binanın inşasına benzetilebilir. Binanın sağlam olması için, binanın üzerinde yükseleceği bir zemine, yani temele ihtiyaç vardır. Devrimci pratiğin önkoşulu, pratiğin inşa edileceği zeminle ilgilidir. Bir örgüte karakterini veren eylemin muhtevası ise, eylemin muhtevası da gücünü,  pratiğin inşa edildiği zeminden alır. Bu zemin teorik ve ideolojik birikimden, bilimsel bilgiden ve devrimci akıldan oluşur.

Bir hareketin politik öncülüğü, bir devrimin inşası teori ile pratiğin arasında ki ilişkide gizlidir. Devrimi örgütlemek isteyen öncü ve devrimci militan bu bağı iyi kavramalıdır çünkü devrimci pratik, her zaman devrimci bir teorinin süzgecinden geçerek meydana gelir. Devrim köklü bir toplumsal değişim süreci ise onu eylemle buluşturan kişi de değişimi, gelişmeyi ve yenilenmeyi esas almalıdır. Devrimci mücadelenin dinamosu olan gençlik ve her daim mücadelenin en ön saflarında yer aldı. Gençlik, mücadelenin pratik ihtiyaçlarına yanıt olduğu kadar, mücadelenin teorik sorunları ile ilgilendi ve onlara çözüm getirmeye çalıştı. Bugün başucu kitaplarımız arasında yer alan Lenin’in eserlerinin birçoğu masa başında rahat koşullar içinde yazılmadı. Ekim Devriminin önderi Lenin, eserlerinin çoğunu sürgün yıllarında zorlu koşullar içinde yazdı. Che; gerillada olduğu yıllarda hemen her gün ufak tefek notlar alır, günlük tutardı. Daha sonra bu notlar çeşitli yazınlarda birleşti. Mahir Çayan gençlik hareketinin en dinamik olduğu yıllarda mücadeleye yeni bir perspektif kazandırmak için PASS’ı( politik askeri savaş stratejisi) yazdı. Teorik birikim ve üretimde mücadele koşulları içinde oluşur, oradan beslenir. Devrimci mücadelenin zorlu koşullarında bunu başarabilmenin yolu yüksek düzeyde emek, özveri ve disiplindir.

Her devrimci engin bir bilince, sınırsız eyleme ve daha büyük ideallere sahip olmak için  öğrenmeyi, okumayı ve kendini geliştirmeyi yaşamda temel bir ilke haline getirmelidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here