5. Yılında; Suruç için Adalet! – Anarşist Gençlik, Öğrenci Kolektifleri, SGDF

0
101

Suruç Katliamı’nın 5. yıl dönümüne giderken Anarşist Gençlik, Öğrenci Kolektifleri ve SGDF’ye sorularımızı yönelttik. Gençlik örgütlerinin 5 yıllık adalet mücadelesini, sokak sokak örülen ”Herkes için Adalet” talebini anlattılar ve 5. yılında Suruç için adalet mücadelesini büyütme çağrısı yaptılar. İyi okumalar. 

Anarşist Gençlik

Mısra Sapa, Anarşist Gençlik temsilcisi

Suruç katliamından bu yana gençlik örgütleri olarak adalet mücadelesini nasıl sürdürdünüz, bu süreçte gençlik örgütleri olarak neler yaptınız?

Bundan 5 yıl önce -Suruç katliamı gerçekleştiğinde- gençlik örgütleri olarak bu mücadeleye başlamıştık ve 5 yıldır beraber sürdürüyoruz. Suruç Katliamı, ezilenlere ve halklara karşı bir savaşın başlangıcıydı. Bu tarz süreçlerde, gençlik mücadelesinde beraber bir şeyler örgütlemeyi önemsiyoruz. Suruç katliamı gerçekleştiğinde, SGDF’nin çağrısıyla yapılan bir dayanışma sürecinde Özgür Gençlik dergisinin dağıtımını beraber Taksim’de yaptık. SGDF’nin bürosunda dönüşümlü olarak nöbet tuttuk. Bu tarz dayanışmaların ve faaliyetlerin beraberce örgütlenmesi önemli oluyor. Katliam önce de Suruç’a beraber giden 33 anarşist ve sosyalist yoldaşımız beraber bir dayanışma örgütlemişlerdi. Ne kadar SGDF’nin çağrısı olsa da oraya beraberce gitmiştik. Biz de bu dayanışmayı sürdürmeyi amaçlıyoruz. 

 

Bu yıl birleşiklik ruhunu daha özel olarak hissediyor gibiyiz. Bu yılki çalışmayı nasıl değerlendiriyorsun?

Bu yıl katliamın 5 .yılı olmasından dolayı çalışmaları daha yükselterek örgütlemeye çalıştık. Biz zaten çalışmaları katliamın gerçekleştiği günki öfkeyle örgütlemeye çalışıyoruz. Öfkemiz hiçbir zaman dinmeyecek. Devletin ve IŞİD çetelerinin katliamına karşı adaleti kazanarak öfkemiz sürecek. Sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Bu yılki çalışmalarda da yine meydanlarda, mahallelerde çalışmalar yürüttük. Biz bu yıl süreci ‘’Kavganız Kavgamızdır’’ diyerek örgütledik. 5 yıl önce de kavganız kavgamızdır diyerek hesap sormuştuk, şimdi de aynı şekilde adalet mücadelemizi yükseltiyoruz. Onların düşleri, emanetimiz. Düşlerini gerçek kılana dek mücadelemiz sürecek. 5 yıldır ‘Suruç için adalet, herkes için adalet’. Biz adaleti devletten de, saraydan da talep etmiyoruz. Ve adaleti de ancak sokaklarda kendimiz mücadele ederek kazanabileceğimizi biliyoruz. Bu yüzden sokaklarda onların düşündeki özgür yaşamı kazanana dek mücadele etmeye devam edeceğiz Her geçen yıl, 5. yılında da 6. yılında da gerçek adaleti sağlayana dek mücadelemizi büyüteceğiz. 

 

5 yıldır mücadelemiz devam ediyor. Çağrı için son söylemek istediğin şeyler nedir?

Bu yıl da Suruç Katliamı için bir adalet talebimizi gençlik örgütleriyle beraber örgütledik. Geçen yıl Suruç Katliamının yıldönümünde sokağa çıktığımızda saldırı gerçekleşmişti. Ancak biz bu saldırıya beraber direndik. Bu saldırıya Kadıköy’ün, devrimcilerin bir barikatı olduğunu göstererek beraber karşılık verdik. Bu yıl da yine örgütülülüğümüzle sokaklarda olacağız ve mücadelemizi büyüteceğiz. IŞİD çeteleri tarafından katledilen 33 devrimcinin düşlerini, onların yüreklerinde taşıdığı yeni dünyayı, bizler de yüreklerimizde taşıyoruz. Onların mücadelesi için onların kavgasını sürdürmek ve büyütmek için herkesi sokaklara çağırıyoruz. 

 

Öğrenci Kolektifleri

Umut Yıldız, Öğrenci Kolektifleri Temsilcisi

Suruç katliamından bu yana gençlik örgütleri olarak 5 yıldır adalet mücadelesi veriyorsunuz. 5 yıllık adalet mücadelesini anlatır mısınız? 

Suruç Katliamı gerçekleşeli bu sene tam 5 yıl olacak. Suruç, birçok adaletsizliğin yaşandığı dönemin ilk işaret fişeği oldu. Çok tabi bir hakla; yıkılmış bir kente, savaş gerçeği altında yaşayan çocuklara oyuncak götürmek isteyen onlara yeni hayaller yeni umutlar götürmek isteyen arkadaşlarımız devlet destekli barbar IŞİD çeteleri tarafından katledildi. Bu katliam özelde SGDF’ye ve özelde oraya Kobane’ye gitmek için yola çıkmış arkadaşlarımıza yapılmış olsa da bunu adaletsizlikler sürecini başlatmak, oluşabilecek bir ekonomik krizi gölgeleyebilmek, savaş politikalarını ve gençliğe dönük baskıları artırmak için bir fırsat olarak gördüler. Sonrasında katliamlar süreci devam etti, Suruç’la da bitmedi. Ankara, Havalimanı, Antep… Birçok katliam yaşadık. Suruç ise bir milattı. O günden beri hiç kimse unutmadı, Suruç’u. Sadece gençlik örgütleri üyelerinin değil aslında yaşayan herkesin aklından çıkmadı. Ya da sadece 20 Temmuz günleri anılmadı, Suruç. 20 Temmuzlarda biz Suruç’u unutmadığımızı karşı tarafa, herkese ilan ediyoruz. Yoksa; özgür bir dünya istediğimiz, özgür bir gelecek istediğimiz, kardeşliğin ve barışın hakim olduğu bir memleket ve coğrafya istediğimiz, bunun için mücadele ettiğimiz, onların düşlerini gerçek kılmaya çalıştığımız her an ve her dakika biz Suruç’u, Suruç’ta katledilenleri anmış oluyoruz. Bu sebepten yanyana gelme zeminimizin en kolay olduğu an Suruç oluyor. Suruç, herkes için bir mücadele sahası ve unutulamayacak kırmızı bir çizgi… 

 

Gençlik hareketi tarihinde devrimci dayanışmanın ve siper yoldaşlığının sayısız örneğini sıralayabiliriz. Bugün Suruç için adalet mücadelesinin bu yönü de oldukça kuvvetli. Nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Sol bugüne kadar devrimci dayanışma ve siper yoldaşlığının çok fazla örneğini göstermiştir. Bunun en güzel örnekleri 71’de Mahir ve 9 yoldaşının Denizler için gözünü kırpmadan ölüme gitmesidir; İbrahim Kaypakkaya’nın Sinanları ihbar eden muhtarı cezalandırmasıdır. Tarih boyunca sık sık devrimciler yan yana gelmiştir. Bu sadece 71’de olmadı. Gezi’de, Gazi’de, Suruç’ta ve Ankara’da da bunu gördük. Bizim için devrimci dayanışma bütün politik ilkelerin en değerlilerindendir. Herhangi bir devrimcinin başına gelebilecek bir zeval, bir olay, bir saldırı bizim için kendimizden farklı değildir. Suruç Katliamı’nın haberini ilk aldığımızda; sadece yanyana oturduğumuz arkadaşlarımız katledildi diye değil, sadece siyasi olarak bize de yapılmış bir saldırı olduğu için değil; devrimcilere dönük yapılmış bir saldırıdır diye meseleye yaklaştık. O gün hangi acıyı hissettiysek bugün de aynı acıyı ve aynı öfkeyi hissediyoruz. Ve bugün de aynı kararlılıktayız.  

 

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu

Deniz Bahçeci, SGDF Temsilcisi

Suruç katliamından bu yana gençlik örgütleri olarak 5 yıldır adalet mücadelesi veriyorsunuz. 5 yıllık adalet mücadelesini anlatır mısınız? 

Gençlik örgütleri olarak beraber savunduk beraber hesap soracağız, dedik. Katledilen 33 düş yolcumuzun izinden gitmeyi, onların ayak izlerini takip etmeyi kendimize bir görev ve devrimci bir sorumluluk bildik. ‘Suruç için adalet, herkes için adalet’ diyerek kampüslerde, sokaklarda, meydanlarda ve mahkeme salonlarında adalet mücadelesini yükselttik. Gezi’yle, Berkin’le, Şule Çet’le, Rabia Naz ile buluştuk. Gençliği adalet mücadelesinin güçlü bir dinamiği haline getirdik. Son 2 yıldır özellikle, Suruç yıldönümünde yapılan etkinliklere daha özel saldırılar oluyor. Ancak gençlik örgütlerinin bu keyfi engellemelere karşı gösterdiği militan hat, 33’lerin nasıl yaşatılacağı onların ideallerine nasıl bağlı kalınacağının bir  göstergesi. 5 yıldır gençlik örgütlerinin onları yaşatmak, onların ideallerine bağlı kalmaktaki tavrı onları bu şekilde yaşatmak oldu.

 

Bu yılki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suruç katliamının 5.yılı olduğu için 5 yıldır biriken adalet mücadelesini, toplumsal mücadelenin diğer kesimleriyle daha güçlü buluşturmak ve daha yaygın bir şekilde ölümsüzlerimizi anmak hedefimiz oldu. Bu kapsamda farklı alanlarda daha özel bir 5. yıl çalışması yürüttük, diyebilirim. Suruç ailelerinin yaptığı çalışma, BEKSAV’ın yaptığı ‘Suruç için üret’ çalışması ve bir diğer kısmını da sokakta doğrudan yapılan politik çalışmanın kendisi oluşturdu, diyebilirim. 5. yıl farklı çalışmaların oluşturduğu bir bütün halini aldı. Gençlik örgütleri de geride kalan bu 4 yılda olduğu gibi çalışmanın öznesi ve görünür en güçlü yanlarından bir tanesini oluşturdu. 10 ila 20 arasını adalet günleri ilan ettik. Bu kapsamda değişik adalet arayışlarıyla, mücadeleleriyle buluştuk; Hrant’la Berkin’le, Gezi’yle… Sokaklarda 20 Temmuz eylemleri için çağrılar örgütledik. Yine bu kapsamda adalet kürsüsü oluşturma gibi bir fikrimiz var. Bu tip eylem ve etkinlikler bir yandan devam ediyor. Kentlerde gençlik örgütleri, 20 Temmuz’daki eylemlere çağrı yapıyor. Aslında Suruç gençlik mücadelesinin bir araya geldiği bir anmanın dışında bir mücadele tarihi oluşturdu, diyebilirim. Bizim için sadece 33 yoldaşımızı anmak için bir yan yana geliş değil, aynı zamanda politik mücadelenin güçlü bir konusu. Adalet mücadelesini büyüttüğümüz bir zaman dilimi oluyor, diyebilirim. 

 

5 yıldır Gençlik Örgütleri olarak polis şiddetine maruz kalıyoruz. Buna karşı nasıl bir cevap üretiyorsunuz?

Devletin bütün siyasi çalışmaları sokak eylemlerini dağıtmak, bastırmak gibi bir yönelimi var. Sonuçta Suruç, bu siyasi süreç içerisinde bir kırılma anıydı. 7 Haziran’da tek başına iktidar olamayan AKP-Saray gerçeği bir savaş konseptinin başlangıcı olmuştu. Bu anlamda Suruç, herhangi bir toplumsal dinamiğe saldırmaktan daha fazla. Siyasal bir sürecin kırılma anıydı. Suruç için yan yana geliş, devletin kurumları için doğrudan bir hedef tahtası haline geliyor. Biz bunu birlikte durarak, sokakta geri adım atmayarak sağlıyoruz, diyebilirim. Her şeyden önce bizi bir araya getiren, 33 Düş Yolcusunun mücadelesine sonsuz bir bağlılık ve onların ideallerini gerçekle buluşturma isteği… Bu duygu ve fikir, bir bütünsellik yaratıyor. Adalet gibi bir politik bir zeminle buluşunca da aslında sokakta güçlü bir mücadele sahasına dönüşmüş oluyor.

 

5 yıldır Suruç için adalet, herkes için adalet sloganını duyuyoruz. Katliamın 5.yılında çağrınızı, son söylemek istediklerinizi yineler misiniz?

5 yıldır Polen’in, Ezgi’nin, Cebrail’in adımlarını takip ettik. Vatan’ın, Aydan’ın sesini büyütmeye çalıştık. Biz belki Amara’da 33 arkadaşımızı yitirdik ama 5 yıldır yeni Büşra’lar yeni Ece’ler yeni Uğur’lar mücadele saflarına katıldı. Onların anılarıyla, isimleriyle büyüyorlar. 5 yıldır bu kavga, mücadele aynı hesap sorma bilinciyle devam ediyor. Olduğumuz her yerde onların bayrağını daha yukarı taşımayı kendimize bir sorumluluk biliyoruz.  20 Temmuz günü İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Rojava’da, Avrupa’da; dört bir yanda sokaklarda olacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here